Kızı ölen acılı anne, sanık sandalyesine oturdu

Kızı ölen acılı anne, sanık sandalyesine oturdu
İstanbul'da emniyet şeridinde bir aracın çarpması sonucu kızı Sinem Yalçın'ı kaybeden ve aylardır sorumluların cezalandırılması için adalet peşinde koşan Nazmiye Yalçın, dönemin Adalet Bakanı Müsteşar Yardımcısı'na hakaret ettiği iddiasıyla sanık sandalye

2008 yılında meydana gelen trafik kazasında Faruk Kalkavan, emniyet şeridinde aracı arızalandığı için bekleyen Sinem Yalçın'a çarparak ölümüne neden oldu. Olayın ardından başlayan mahkeme sürecinde Faruk Kalkavan'ın 8'de 8 kusurlu olmasına rağmen 2 ayda tahliye edilmesi üzerine Yalçın ailesi adalet arayışı mücadelesi başlattı. Sinem'in acılı annesi Nazmiye Yalçın konuyla ilgili Ankara'ya Adalet Bakanlığı'na gitmiş ve burada iddialara göre müsteşar yardımcısının talimatıyla karga tulumba dışarı çıkartılmıştı. Yaşanan bu olay basın yayın organlarında geniş yankı bulmuş ve Yalçın NTV televizyonunda yayınlanan bir röportajında "Ben müsteşar yardımcısının odasında beklerken Kalkavanlardan biri para dolu çantayla geldi. Müsteşar yardımcısı benimle konuşmadığı gibi karga tulumba dışarı attırdı" ifadelerini kullanmıştı. Dönemin Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olan ve şimdi de müsteşarlık görevinde bulunan Ahmet Kahraman bu ifadeler nedeniyle anne Nazmiye Yalçın ve yayını yapan televizyon idarecileri Mustafa Hoş ve Ömer Özgüner hakkında 'Basın yayın yoluyla hakaret' suçlamasıyla dava açtı.

Şişli 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nde bugün görülmeye başlanan duruşmada acılı anne Nazmiye Yalçın, sanık sandalyesine oturdu. İlk duruşmada ifadesine başvurulan Yalçın suçlamaları kabul etmediğini belirterek böyle bir kelime söyleyip söylemediğini hatırlamadığını ifade etti. Kızını öldüren şahsın 2 ayda tahliye edilmesinin kendilerini çok üzdüğünü bu sebeple Ankara'ya Adalet Bakanıyla görüşmeye gittiğini anlatan Yalçın, "Bakan yerinde olmadığı için müsteşarla görüştürülmek istendim. Sonra onun da olmadığı anlaşıldı ve yardımcısının odasına aldılar. Bu sırada Kalkavanlardan birisi geldi ve müsteşar yardımcısının telefonu çaldı. Telefonun ardından benimle görüşemeyeceğini söyledi. Benim nedenini sormam üzerine sinirlenerek beni dışarı çıkarttırdı. Bu olay sonrası belimde sinir sıkışması oldu ve halen tedavi görüyorum." diye konuştu.

Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in daha sonra personeli adına kendilerinden özür dilediğini hatırlatan Yalçın, müsteşarın ise bakanın çağrılarına rağmen gelip özür dilemediğini iddia etti. Konuşması sırasında gözyaşlarını tutamayan anne Nazmiye Yalçın, sözkonusu kelimeleri kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını sözlerine ekledi. Yalçın'ın avukatı Burcu Gökdağ da müvekkilinin Ankara'ya iltimas için değil adalet aramak için gittiğini ve sözlerinde hakaret kastı bulunmadığını belirtti. NTV'nin o dönemki haber koordinatörü Mustafa Hoş da yayının, kaza ve sonrasını takip etmek amaçlı yapıldığını ve yayında hiçbir şekilde isim geçmediğini ifade etti.

Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman'ın avukatı Mesut Yıldız da şikayetlerinin devam ettiğini söyledi. Yayın tümüyle incelendiğinde müvekkilinin hedef alındığının görüldüğünü belirten avukat Yıldız, "Suç sabittir. Canlı yayından sonra da yayınlar tekrarlandı. NTV'de para dolu çantadan bahsetti ancak diğer yayınlarda bahsetmedi. Ankara'dan yayının aktarıldığı CD'nin çözümü de geldi" şeklinde konuştu.

Hakimin karar için ara vermesi üzerine söz isteyen Sinem Yalçın'ın babası Sinan Yalçın, "Ben çocuğu öldürülmüş bir babayım. Lütfen elinizi vicdanınıza koyarak karar verin" dedi.

Nazmiye Yalçın ve diğer sanıklar hakkında 50 bin TL'lik manevi tazminatın istendiği dava görevsizlik kararı verilerek Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Duruşma sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan baba Sinan Yalçın, "Dava şu anda başka bir mahkemede görülmek üzere ertelendi. Görevsizlik kararı verildi. Sinem'in Yargıtay'da olan dosyası 9 aydır İstanbul'a gelemedi. Resmi onaylanmış bir ceza olmasına rağmen Faruk Kalkavan'ın dosyada ehliyet fotokopisi olduğu için İstanbul'da dosya gönderilemiyor. Biz farklı şeylerle uğraştırılıyoruz. Bizim kimseyle bir alışverişimiz yok. Biz sadece katilin cezasını çekmesini ve adaletin yerine gelmesini istiyoruz. Kısaca biz adalet arıyoruz. Adaletin başındaki bir kişi eşimi mahkemeye veriyor. Biz daha mı az acı çektik? Eşim sürüklenerek Adalet Bakanlığı'ndan atılmış, kızım ölmüş. Bunların ki daha mı acı? Bizimki daha mı basit anlayamıyorum? Eşim kimseye hakaret etmedi. Sadece çocuğumuzu öldüreni şikayete gitti. Biz Ahmet Kahraman'ı tanımıyoruz. " şeklinde konuştu.

Bir basın mensubunun Nazmiye Yalçın'a "Siz bu muameleyi gördükten sonra dava açmayı düşünmediniz mi?" sorusunu yöneltmesi üzerine " Kimi kime şikayet edeceksiniz? Ben oraya adalet aramaya gittim. Beni 3. Kattan aşağı sürükledikleri için belimde sinir sıkışması var. Kızım rahatsızlandı ve 2 defa panik atak geçirdi. Ben kimseyi şikayet etmedim. Ahmet Kahraman'la bir husumetim yok fakat tedavi için Gazi Hastanesi'ne gittiğimde beni rapor alır şikayetçi olur düşüncesiyle oradan bile attırdı. Ben kimi kime şikayet edeceğim. Ben adaleti Allah'a bıraktım. Ben acılı bir anneyim. Başka anneler ağlamasın diye Başbakan'a sesleniyorum. Ama ben ağlıyorum. Ehliyetin fotokopisi için dosya beklemesin. Başbakana yalvarıyorum. Dava sonuçlansın cezasını çeksin istiyorum.

"Acılı bir anne babanın bu kadar hırpalanmasına gerek yok." diyen Sinan Yalçın, o dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in bu konuyla tekrar ilgileneceğini düşündüğünü söyledi.

(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.