500 Lira'yı neden reddetti?
Hamdullah Suphi Bey kürsüye çıkarak “...Bakanlık, yaptığı incelemede olağanüstü güçte bir şiir aramanın gereğini duyduğu için, ben Mehmet Akif Beyefendiye başvurdum. Kendilerinin de bir şiir yazmalarını rica ettim. Çok soylu bir kuşku ile tereddüt ettiler. Bilirsiniz ki, bu şiirler için bir ödül sözü verilmiştir. Bunu kendi adlarına yakıştırmak istemediler ve bundan çekindiklerini açıkladılar. Gerekli tedbiri alır, gerekli ilânı yaparız dedim. Bu şartla büyük şairimiz bize çok güzel bir şiir gönderdiler. Öteki altı şiirle birlikte gözlerinizin önüne koyacağız. Seçmek size aittir” dedi ve Akif’in şiirini okumaya başladı.
On kıtası da büyük bir coşkunluk ve heyecan içinde dinlenen marş, sürekli ve şiddetli alkışlarla sık sık kesildi.
Marşın resmen kabul edilmesi ise TBMM’nin 12 Mart 1921’deki ikinci oturumunda ele alındı.
Bazı mebusların marşla ilgili görüşlerini açıklamalarından sonra yapılan oylamada Mehmet Akif’in şiiri “ekseriyet-i azime ile” Türk İstiklâl Marşı olarak kabul edildi.
Marşın kabulünden sonra Meclis Muhasebecisi Necmeddin Bey, kanunen müsabakayı kazanana verilecek olan 500 lira nakdî mükâfatı getirdi ise de Akif Bey, “Ben müsabakaya girmedim; bu para bana ait değildir” diye reddetti.
Fakat muhasebecinin “Kanun metninde mükâfatın, kazanana verileceği yazılıdır. Sizin Marşınız kabul edilmiştir; bu para sizindir, Meclis kasasında kalamaz. Siz usulen tesellüm edin, sonra istediğinizi yaparsınız” diye ısrar etmesi üzerine Akif Bey, parayı alıp Sarıkışla Hastanesi’ndeki yaralı gazilere hibe etmiştir.
Eşref Edip de konu ile ilgili şunları nakletmektedir: “İstiklâl marşı için tahsis edilen beş yüz lira mükâfatı üstadın kabul etmemesi o zaman çok kimselerce tuhaf görülmüştü. Bahusus o sırada sıkıntısı da vardı. Bu ikramiyeden bahsedenlere çok kızardı. Baytar Şefik de bir gün bu sebeple üstaddan fena bir azar yedi. Üstad, Ankara‘da ceketle gezerdi. Paltosu yoktu. Pek soğuk günlerde Şefik’in muşambasını istiare ederek giyerdi. Bir gün Şefik; ‘Akif Bey, şu mükâfatı red etmeyip de bir muşamba, yahut bir palto alsaydın daha iyi olmaz mıydı’ diyecek oldu. Hiddetinden ne hallere geldiğini görmeliydiniz. Böyle söylediği için tam iki ay Şefik’le konuşmadı.”
Hazırlayan: Ahmet Çolak
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.