'Geleceği karartmak için özel gayret gösteriyor'...        ABD: 92 - Tunus: 57...        Porto Riko : 79 - Fildişi Sahili: 88...        O ziyaretin ayrıntıları belli oldu!...        Topçu: Üç kuruşluk oy için...        Gün sonunda döviz piyasası!...        Borsa, günü artışla kapadı ...        Ankaragücü'nde Ahmet Gökçek Yeniden Başkan...        Angola: 55 – Avustralya: 76...        CHP'den şok itiraf!...        İspanya 89 - Kanada 67...        Borsa tüm zamanların rekoruyla kapandı...        
USD Alış: 1.507 USD AlışUSD Satış: 1.517 USD SatışEuro Alış: 1.931 Euro AlışEuro Satış: 1.946 Euro SatışAltın Alış: 60.6360 Altın AlışAltın Satış: 61.0750 Altın Satış
Habervaktim
Ramazan
 
23

1431
 
Perşembe
Eylül
2
2010
 
 
 
 
 
ANA SAYFA
SON DAKİKA
ANASAYFAM YAP
FAVORİLERE EKLE
FOTO VAKTİM
VİDEO VAKTİM
SOHBET VAKTİM
MİZAH VAKTİM
KARİKATÜR
PORTRE
YAZARLAR
SİTENE EKLE
 
 
 
 
 
 
 
 
 YAZARLAR
Hasan Karakaya Kılıçdaroğlu varken, Pinokyo ağlamasın da n’aapsın?
 Hasan Karakaya
Abdurrahman Dilipak Alçakça
 Abdurrahman Dilipak
Ali Karahasanoğlu ‘Hayır’cılar biraz Mecelle okusun!
 Ali Karahasanoğlu
D.Mehmet Doğan Yüksek yargı, alçak kaygı!
 D.Mehmet Doğan
Abdurrahim Karakoç Devlet Bahçeli / Ülkücü / müydü?
 Abdurrahim Karakoç
Ahmet Varol Abbas’ın ve Filistin’in Tercihi Farklı
 Ahmet Varol
Serdar Arseven “Hayır” çıkma ihtimali var mı?..
 Serdar Arseven
Mustafa Özcan Halife, führer midir?
 Mustafa Özcan
Ahmet Turan Alkan Haatun kişiye yardım, haatun kişiye yardım!
 Ahmet Turan Alkan
M. Şevket Eygi Böyle Tesettür Olmaz!
 M. Şevket Eygi
Yasin Doğan Hayır deyince de, hayır çıkarsa da kaybedecekler...
 Yasin Doğan
İbrahim Karagül Obama'ya ilk kurşun!
 İbrahim Karagül
Mümtaz'er Türköne 200 yılda ilk defa
 Mümtaz'er Türköne
Sibel Eraslan Hala’nızın Gözlerinden öpün...
 Sibel Eraslan
H.Celal Güzel Veda
 H.Celal Güzel
Aziz Üstel İstanbul: Bir başkentin 8000 yılı
 Aziz Üstel
Engin Ardıç Devrimin şanlı yolunda
 Engin Ardıç
Fatma Tuncer Geri adım atamam
 Fatma Tuncer
İsmail Kapan Bu mızrak ne çuvala, ne cübbeye sığar!
 İsmail Kapan
Atilla Özdür Umur görmüş olmak...
 Atilla Özdür
Ali Ferşadoğlu “Taklitlerinden sakının”
 Ali Ferşadoğlu
Hüseyin Öztürk Askon iftarında da vardılar ama yapmadılar
 Hüseyin Öztürk
Taha Akyol Boykot baskısı
 Taha Akyol
Mustafa Karaalioğlu Ya asker bir daha darbe yapamazsa
 Mustafa Karaalioğlu
Haşmet Babaoğlu Beşiktaş’ın tek sorunu savunma
 Haşmet Babaoğlu
Mehmet Şeker Bizim tapınakların sütunları
 Mehmet Şeker
Hüseyin Gülerce Devleti ele geçirmek, yeniden sahnede...
 Hüseyin Gülerce
Yunus Vehbi Yavuz Mutluluğun süreklilik kaynağı
 Yunus Vehbi Yavuz
Ahmet Kekeç Pes yani!
 Ahmet Kekeç
Ali Atıf Bir Bakan ne yapmalı?
 Ali Atıf Bir
Seyit Mehmet Şen Netekim Paşa’nın zulümleri (1)
 Seyit Mehmet Şen
Şahin Alpay Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor?
 Şahin Alpay
Rahim Er Anadolu İhtilali devam ediyor
 Rahim Er
Mevlüt Özcan Hatimleri dua ile bitirmek
 Mevlüt Özcan
Metin Hasırcı Türkçe tababete dâir makale-i mahsusa
 Metin Hasırcı
Serdar Demirel Başörtüsünün referans kaynakları (1)
 Serdar Demirel
Mustafa Çelik Kur’an’a inkılâp olunma ayı Ramazan
 Mustafa Çelik
LütfüOflaz'la Sohbet Yıkılsın oligarşi İktidar halk’a! 3
 LütfüOflaz'la Sohbet
Ali Eren Kesinkes “Evet” değil “Hayır!” denilecek...
 Ali Eren
Ahmet Taşgetiren MHP'nin CHP'lileşmesi
 Ahmet Taşgetiren
Nusret Çiçek Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş...
 Nusret Çiçek
Zeki Çol Nefes nefese
 Zeki Çol
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 

'Solcular benim şiirimi kıskanıyor'

Vakit yazarı Abdurrahim Karakoç ile Ankara Keçiören Estergon Kalesi-Osmanlı Konağı'nda Ramazan tadında bir söyleşi gerçekleştirdik.
 

Yaşayan en büyük şairlerimizden olan Karakoç, Habervaktim'e siyasetten sanata, şiirden edebiyata, yakın tarihin önemli olaylarından önemli simalarına, medyadan, günlük yaşama dair pek çok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

İşte söyleşinin ilk bölümü

KİMSEYİ KIRMAM AMA BİRİLERİNİ RAHATSIZ EDİYORUM

Y.DÖNMEZ:
Efendim öncelikle teşekkür ediyoruz. Kırmayarak bize vakit ayırdınız.

A.KARAKOÇ:
Ben kimi kırdım ki sizi kırayım? Sadece birilerini rahatsız ediyorum.

Y.DÖNMEZ:
Kimi rahatsız ediyorsunuz, kimler onlar?

A. KARAKOÇ:
Bu memleketi hep kendinin tekelinde zanneden, babadan dededen kalma sözüne buyruk mütekallibe ekibi…



DEDEM VE BABAM DA ŞİİR YAZARDI, ŞAİR OLACAĞIMI BİLİYORDUM

Y.DÖNMEZ:
Şairlik ya da sanatkarlık doğuştan, Allah vergisi bir özellik midir yoksa aileden mi ya da sonradan öğrenilen bir şey mi? Siz çocukluk ve gençlik yıllarında bugün geldiğiniz noktaya gelebileceğinizi tahmin edebiliyor muydunuz?

A.KARAKOÇ:
Biliyordum. Bir ailede en çok ne ile iştigal ediliyorsa, çocuklarda o işle uğraşıyorlar. Benim dedem şiir yazarmış, onu tanımıyorum, çocukluğumdan belki kıt kanaat tanırım. Babam şiir yazıyordu, şiir okuyordu. Sonra ağabeyim başladı yazmaya. Onları gördükçe beni de bir merak saldı. Allah vergisidir ama ben de üzerine düştüm tabii. Biz beş kardeşiz, beşimiz de yazarız.
Dördünün yayınlanmış kitapları var. Birisi henüz kitap yayınlatmadı. Yayınlatmamasının nedeni de: Diyor ki, “Ben sizler kadar meşhur olamam, olamayacağım için gerek yok.”



KİMSE ŞAİR OLACAĞIMA İNANMIYORDU

Y.DÖNMEZ:
‘Güneş ışığının olduğu yerde ayın ışığı görünmez' diye mi düşünüyor?

A.KARAKOÇ:
Evet. Doğru söylüyorsun, öyle düşünüyor, öyle söylüyor. “Senin kadar olamam” diyor. Bir aileden birinci sınıf güreşçi çıkar, ya birinci olacak ya da o işi yapmayacak. Seviye meselesi çok önemli. Ben öyle düşünmedim. Benim kendi kafamdan geçen ta çocukluktan beri, “Neyi yapıyorsam en iyisini yapacağım” dedim. “En uca taşıyacağım. En iyisini yapacağım.” dedim. İnanmazlardı arkadaşlar şiir yazdığıma. “Bu bir sanattır, ben bu sanatı yürüteceğim” dedim ve yazmaya devam ettim. Bana arkadaşlarım, “Ankara'da, İstanbul'da her yeri parsellemişler. Sen bu köyde ne yapacaksın?” diyorlardı. Aslında dedikleri de doğruydu.
Benim oraya üç gün sonra gelirdi günlük gazete. Dedim, “O öyle değil, göreceksiniz tüm Türkiye'ye duyurduğum gibi, Türkiye'nin de dışında duyuracağım ismimi.” İnanmazlardı.

SANATINI KİM İÇİN YAPIYOR?

Y.DÖNMEZ: Öyle bir idealiniz varmış. Peki gelecek açısından sanatın şekli noktasında nasıl bir ideal belirlemiştiniz kendinize? Hiç bitmeyen “Sanat sanat için yapılır ya da sanat halk için yapılır” tartışması... Siz hangi tarzı benimsemiştiniz?

A.KARAKOÇ: Ben sanatı halkım için yaptım. Benim yazdığım şiirlerin hepsi halkım içindi. “Sadece doktor okuyacak, sadece hakim okuyacak”, öyle şey olmaz.
Merkezinde insan olmayan sanat, sanat değildir.

Gerek şiir olsun gerek roman olsun gerek mimari olsun; dikkat edin, hepsinin merkezinde insan vardır. Güzelliklerin hepsi insana hitap ediyor. Başka bir şeye değil. Onun için benim çalışmalarım hep insan merkezli oldu. İnsanın değerini hep bildim. Ancak değersiz insanlar da var ne yapayım, onlara da vurdum. Karakterim öyle.

DADALOĞLU, KARACAOĞLAN'A BEŞ ÇEKER

Y.DÖNMEZ: Mutlaka ilerde ya da bugün sizleri de kendine örnek alacak sanatçılar çıkmıştır ya da çıkacaktır. Sizin de gençlik yıllarında örnek aldığınız, gıpta ile baktığınız şair-sanatçı var mıydı?

A.KARAKOÇ:
Olmaz mı, gıpta ile baktığım? Ben mesela Fuzuli'yi çok severdim, çok da okurdum; çok değerli bir şair. Bugünküler kıymetini bilmiyor, lisan bakımından kıymetini anlayamamışlar. Bugün güya bize uymadığı için, ilgi göstermiyorlar.
Fuzuli dışında Dadaloğlu mesela. Benim gözümde bir Dadaloğlu beş Karacaoğlan eder. Hem şiir yazıyor hem de kendi benliğini unutmadan haksızlıklara kafa tutuyor. Köroğlu da böyledir. Bir hikayedir Köroğlu. Ama Dadaloğlu bir gerçektir biliyorsunuz. Hem o dönemlerde ezilmişler bu insanlar. Hem kimsenin ezilmesine de gönlüm razı olmaz. 
Arif Nihat Asya sevilmez mi? Necip Fazıl Kısakürek sevilmez mi? 
Fakat ben kendime örnek olarak hiç kimseyi almadım. “Ben bana benzeyeyim, ben hiç kimseye benzemeyim.” dedim. 

Y.DÖNMEZ:
Orijinal olayım yani?..

A.KARAKOÇ:
Öyle olması lazım tabii.
Şimdi bana soruyorlar, “Gençlere tavsiyelerin nelerdir?”
Öncelikli tavsiyem…
Bir: Önce Türkçe'yi güzel kullanın.
İki: İllaki “Ben en uca kadar gideceğim” deyin. Siz öyle deyin, belki gidemezsiniz ama Allah'ın takdiridir. Gidemezsin ayrı mesele, zirveye çıkman lazım. Yarı yoldan döneceksen hiç lüzum yok o zaman.
Bazı gençler diyor ki: Biz de yazıyoruz ancak iddialı değiliz. Ben de diyorum ki: Evladım terk edin o zaman. İddialılar gelsin.
İddialı olmayan bir adam hiçbir şeye yaramaz. Mesele bu kadar basit: İddialı olacaksın. Şehirde imkanları olan, maddi olanakları olan ustaların yanında yetişmiş kimseleri köyden gelen birisi hepsini destelememiş! Niye? Azmi var, samimiyeti var, inancı kuvvetli.



“HAK YOL İSLÂM YAZACAĞIZ”IN DOĞUŞU

Y.DÖNMEZ:
Çocukluk yıllarımdan bu tarafa dikkatimi çeken bir şiiriniz var: Hak yol İslam yazacağız. Bu şiiri nasıl bir atmosferde, nasıl bir duyguyla yazdınız?

A.KARAKOÇ:
1960 yılında yazdığım bir şiir. 27 Mayıs İhtilali'nden sonra. Bazı yerlerde o zamanda İslam'a karşı aşırı laikler vardı. Türkiye'de İslam'a karşı menfi bir tavır vardı. Ben o zaman o şiiri yazdım. Çünkü lüzumluydu. Bazı mesajların önceden verilmesi faydalıydı. Rahmetli Bekir Berk vardı, Said-i Nursi'nin avukatlarından. Bizim oraya bir dava için gelmiş, beni de gıyaben tanıyor. “Karakoç” dedi, “Marş olabilecek şiirin yok mu?” “Yeni yazdığım bir şiirim var. İster marş yapın, isterseniz öyle okuyun” dedim. Rahmetli bir okudu ve çok sevdi. Ve onun üzerine marşlar yapıldı. O dönemlerde otobüslerle Anadolu'da dolaşırken bu marşlar çalındı. Yine onlardan Said Özdemir var, bugün Kocatepe Camii Fuarı'nda kitap imzalıyordu. Önce beni tanıyamadı. İsmimi söyleyince çok sevindi, kucaklaştık. “Biz sizin o şiirinizi marş yapmış, ne günler yaşamıştık” dedi. Bu Allah'ın bir ikramıdır. O anda sana bir ilham veriyor, o ilham şiire dönüşüyor, şiir beğeniliyor.

Y.DÖNMEZ:
Bir günde mi yazdınız o şiiri?

A.KARAKOÇ:
Hiçbir şiirim iki günde yazılmamıştır. Hiçbir şiirimin kopyası yoktur. Daktiloyla yazar, çıkarım. Anlık. Onun için farkındaysanız ben hiç bilgisayar kullanmadım. 

Y.DÖNMEZ:
Yine meşhur şiiriniz “Hasan'a Mektup”, bu şiirden daha mı önce?

A.KARAKOÇ:
O zaman işte… İkisini de o zaman yazdım.

İÇİME DOĞUYOR, ŞİİR OLUYOR


Y.DÖNMEZ
: Şiir yazarken bir ön çalışma, kağıt kalem… Bir ön çalışma olmuyor mu?

A.KARAKOÇ:
Hiç hiç. Doğrudan daktiloyla yazar bitiririm. Zaten gezerken, bakarken, insanlarla konuşurken içime bir şeyler doğuyor. Ben onları analiz yapıyorum. Şiir kıvamına gelince oturuyorum, bitiyor.

Y.DÖNMEZ:
Bu süreç bir hafta falan sürmüyor mu?

A.KARAKOÇ:
Yok, Yener kardeşim. Bir saat bile sürmüyor.

Y.DÖNMEZ:
Evet bir saatte yazılan bir şiir dilden dile dolaşarak marş yapılacak. “Minarelerin ucuna, kuşların gözbebeğine hak yol İslam yazacağız.” Maşallah.

A.KARAKOÇ:
“Yazdığınızın hepsi güçlü müydü?” diyeceksiniz. Yok hepsi güçlü değildi. Zayıfları da vardı biliyorum, olabiliyor.
Şiirde ilham vardır. Şiir ilhamsız olmaz. Cenab-ı Allah bir ilham veriyor. O ilham bana yazmayı emrediyor. Bakın yağmur yağarken bulutların geldiği gibi, Allah bulutsuz yağdıramaz mı yağmuru? Ama bir vesile ihdas etmiş. İnsana da bazı şeylere görerek, duyarak ihsas ettirdiği için yazdırıyor. Gece vakti yazıyorum; bazıları “romantik” falan diyor.

MİHRİBAN ROMANTİZM DEĞİL, O BİR GERÇEK


Y.DÖNMEZ:
Romantik dediniz de aklıma Mihriban geldi.

A.KARAKOÇ:
O romantik değil. Romantik olmak; hayali şiir demek, olmayan bir şey demek. Benim ki gerçek. Eğer olmasaydı yazamazdım. Ama ismi Mihriban değildi, o ayrı. 

Y.DÖNMEZ:
İsmini hatırlıyor musunuz şimdi?

A.KARAKOÇ:
Hatırlamaz olur muyum?.. (Gülüyor) Gerçek olmasaydı öyle güçlü bir şiir çıkmazdı. Herkesin de bu denli dikkatini çekmez, çevirmezlerdi. Benden sorarlardı: Bu kimdi? Yahu, kimini ne yapacaksın?

Y.DÖNMEZ:
Mihriban'ın Karakoç'a ait olduğunu bilen kadar bilmeyen de var…

A.KARAKOÇ:
Bizim koyunlar da bilmezdi benim yazdığımı. Bırak onları… Bugün sağcısı da biliyor solcusu da biliyor kime ait olduğunu. Fakat bazıları bildiği halde inkara kalkışıyor.

SOLCULAR BENİM ŞİİRİMİ KISKANIYOR

Y.DÖNMEZ:
Onu demeye çalışıyorum…

A.KARAKOÇ:
Şöyle düşünüyorlar: Yahu böyle güzel şiirleri bizim solcular yazması gerekirken nasıl oluyor da bu adam yazmış. Kıskanıyorlar.
Nebil Özgentürk, bilirsiniz. Şiir, edebiyat çevirisi yapıyor. Bir gün yazmış, “Abdurrahim Karakoç'un değilmiş bu şiir” diye. Bu şiir Kahramanmaraş'ın Arguvan ilçesinde yüz elli yıldan beri söylenirmiş. Ben de cevap yazmıştım, “Nebil ne bilsin” demiştim. “Bir kere Kahramanmaraş'ın ‘Arguvan' diye bir ilçesi yok, onu bilmiyorsun.” “Bak ben sana söyleyeyim” demiştim, “Arguvan, Malatya'nın kazasıdır. Ve orası tam Alevî'dir. “Sende de o var mı?” dedim. “Öyle olsaydı onu bilirdin. Yüz elli yıllık, 1961'den önce o şiiri bir yerde bul, ‘yazılmış, söylenmiş' diye. Ben de sanatı terk ederim” dedim. “Sen de haklısın, bu şiiri sağ görüşlü birisinin yazması senin ağrına gidiyor” dedim. Sizin Marksistler, Lenistler, Stalinciler olsaydı severdin” dedim. “Bu seni kızdırıyorsa kızdırmasın” dedim. 

MARKSİSTLER ŞİİRLERİMİ ALIYOR

Y.DÖNMEZ:
Sağ kesimden sizin gibi değerli insanların çıkması niye yadırganıyor. Solun tekelinde olan bir şey mi?

A.KARAKOÇ:
Kindar olduklarından. “Bu tarafa itibar edilirde, fikirlerinden dönülür” diye korkuyorlar. Aslında ben biliyorum Almanya'dan gelip de Marksistlerden şiirlerimi alanları, fanatik Alevîlerden dahi sevenler var bu şiirimi.

Y.DÖNMEZ:
Besteleyenler sizden izin aldılar mı?

A.KARAKOÇ:
Çok oluyor, evet. Kullanmak için de izin isteyenler oluyor.

Y.DÖNMEZ:
Bestelenince daha çok duyuldu galiba?

A.KARAKOÇ:
O dönemde fazla okuyan yoktu ki duysun. Okuyan biliyordu. 
Daha sonra terennüm edilince daha çok duydular. "Türk'ün aklı gözünde yahut da kulağında” derler ya. Aynı kitabı üç, dört, beş hatta on defa okuyan adam, müzik olduktan sonra “Allah Allah! Lambada titreyen alev ne demek, bu ne demek” diyor. Sen okumuştun? Yok öyle anlamıyor. Daha bunun gibi çok şey var da müzik olmadığı için anlamıyor.

MİHRİBAN'A YAZILMIŞ ŞİİRLER

Y.DÖNMEZ:
Mihriban'ın hikayesini hiç anlattınız mı bugüne kadar.

A.KARAKOÇ:
Yok hiç anlatmadım. Anlatmam da.

Y.DÖNMEZ:
Niçin?

A.KARAKOÇ:
Niye anlatayım. Gençken birini sevmişim, normal. Bu meşru bir şey. Bu sevgi insani bir sevgi, İslami bir sevgi…

Y.DÖNMEZ:
İstediniz de vermedi mi ailesi?

A.KARAKOÇ:
Olmamış. Olmadıktan sonra da bunu açığa vurmak da herhalde erkekliğe yakışmaz değil mi?..

Y.DÖNMEZ:
Peki Mihriban'a yazılmış başka şiiriniz var mı?

A.KARAKOÇ:
Çoktur da isim yoktur ondan başka.
“Unutursun Mihriban'ım” diyorum. “Mektup üzerine yazılmış şiirdir. Unutmak kolay mı deme, unutursun Mihriban'ım. Mektup üzerine yazılmış. Oğlun kızın olsun hele unutursun Mihriban'ım.”

MİHRİBAN'I HİÇ AÇIKLAMADIM, BENİMLE TOPRAĞA GİDECEK

Y.DÖNMEZ:
İnternette antoloji diye sanat ve edebiyat sitesi var. Orada Mihriban'a birisi cevap yazmış. Size sitem var orada.

A.KARAKOÇ:
Ben bilgisayara bakmam, internet kullanmam. Dünyada bakmam öyle şeylere, bu yaştan sonra. Ben hiçbir arkadaşıma söylemedim. Mihriban açıklaması yapmadım. Ancak ben öldükten sonra, “Ben konuşmuştum, şöyle dedi, böyle dedi” diyenler çıkabilir. Yalan söyleyenler olabilir, belki arkamdan. Siz şahit olun. Mihriban hiç açıklanmamıştır, açıklanmayacaktır. Sırrı benimle toprağa gidecektir. Bunu söyleme ihtiyacı hissediyorum çünkü yalan söyleyenlerin haddi hesabı yoktur bizim ülkede…
Gazetede kızın birisi diyor ki: Eski sevgililerim… Ne demek bu sevgililerim? Bir de değil demek ki birkaç tane.
Bana diyorlar ki, “İkinci bir Mihriban daha olur mu?” Olmaz yavrum. Bir kişiye yıldırım iki defa düşmez. Bir kez düşer. Bitti.
Sivas'ta canlı yayındaydım. Telefon eden bir hanım diyor ki: Bu Mihriban yaşıyor mu? Bilmiyorum. “Nasıl bilmezsin?” diyor. Bilmiyorum, otuz-kırk yıl geçmiş, nereden bileyim. Benim memleketimde de değildi. Diyor ki: Eğer yaşıyorsa ve bu türküyü dinliyorsa Allah ona yardım etsin. Bilmiyorum o dosya o zaman kapandı işte.

32 YAŞINDA EVLENDİM

Y.DÖNMEZ:
İletişim koptuktan sonra ne zaman evlendiniz?

A.KARAKOÇ:
Onun zamanında 28 yaşındaydım; 4 yıl sonra, 32 yaşında evlendim. Her şey yukarıdan tayin edilmiş. Çocuklarımız oldu. Bilemiyorsun işte. Severek mi evlendim? Bilemiyorsun, bu da görerek oldu işte. Öbürü olsa daha mı iyi olurdu? Orasını da bilemem. Kötüde olabilirdi değil mi?

Y.DÖNMEZ: Buradan gençlere bir tavsiyeniz olur mu? Başlangıçta “Hem insani hem İslami olmalı” demiştiniz?

A.KARAKOÇ:
Tabii öyle olmalı. Mesela bazıları inkara kalkışır. Yalan söylemek yasaklanmış. Bazıları yaşanmış şeyleri inkar ederler.

İLÂHİ AŞKA GİDECEK YOL, BEŞERÎ AŞKTAN GEÇER

Y.DÖNMEZ:
Mesela Yunus Emre de diyor: “Beşerî aşk, ilahî aşka götürür” diye. Bunu nasıl yorumlarsınız?

A.KARAKOÇ:
Bir dostum var. Bir gün gençlere sormuş? “Hiç sevdiniz mi” diye. Gençler de demiş ki: Sevmedik. Onlara kızmış, “Olur mu öyle şey? Allah sizi sevmek için yaratmış, niye sevmiyorsunuz ki? İnsanı sevmeyen Allah'ı nasıl sevecek?” demiş. Seveceksiniz ama İslami ölçüler içerisinde. “Allah'ın yarattıklarına aşık olamayan Allah'a da aşık olamaz” diyor, doğru söylüyor. İlahi aşka gidecek yol beşeri aşktan geçer. Otları, kuşları, kelebekleri toprağı seveceksin de eşrefi mahlûku sevmeyeceksen, ilahî aşka nasıl ulaşacaksın? Hangi yoldan gideceksin? Yollara tel örgü çekiyorsun, barikat kuruyorsun; sonra “Ben oraya gideceğim” diyorsun. Yalan, gidemezsin!

Y.DÖNMEZ:
Bugün sevginin içi boşaltılmış. İslam'dan uzaklaşmaya bağlayabilir misiniz?

A.KARAKOÇ:
Evet. Temelinde İslam'dan uzaklaşma var. Tüm bunlarda sistemli bir şekilde yapılıyor. (Ses kayıt cihazını göstererek) Bakın buraya haç işareti konmuş, bu ne?
Bakın bu artı işareti bilerek konmuş. Her yerde kullanıldığı için dikkat çekmiyor ama bilinç altına işleniyor. Senin hilalini niye koymazlar bunlar? Hilal daha cazip değil mi? Koymazlar.


YARIN:

‘Dalaksız Bulaşık Oğlan'ın hikayesi

Ahmet Hakan Vakit'e neden saldırıyor?

Süleyman Demirel'i neden reddetti?

MHP'de kimler elinde içki şişesiyle dolaşıyordu?

Alparslan Türkeş neden kitaplarını yasaklattı?

MHP'den ayrılırken Türkeş ne dedi?

Bahçeli'yi nasıl tanımlıyor?

Neden 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olarak gösterildi?

Milliyetçiliği ve İslamcılığı nasıl görüyor?



Yener Dönmez - Fatih Yıldız (habervaktim.com)

Paylaş
 
 
2008-09-18 00:28:25
 
 
Arkadaşına Gönder Haberi Yazdır
 
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
11:13   12 Eylül Utanç Müzesi Ankara'da kuruluyor
15:21   Bolvadin'de çarşaf hadisesi ve referandum
17:58   12 Eylül neden önemli-KARİKATÜR
11:45   Altın Koza Film Festivali için geri sayım başladı
15:10   Erzurum hakkında tartışılacak iddia!
11:15   Gülen'in kitabına büyük ilgi
07:40   Bu safta ikilik olmazdı!
17:22   Çalınan Van Gogh tablosu için ödül!
13:26   Şampiyondan Esma-ül Hüsna
11:22   O’nun 'Evet'inde hayır yok
13:35   Kendi sohbetini kendin yap!
09:15   Başımıza taç...
08:48   Hoş geldin şerefli ay!
01:25   Özer: Referandumda 'evet' diyeceğim
13:39   En çarpıcı referandum karikatürü
11:39   Skandal mekanda skandal oyunlar!
07:36   Aleviler Kıvrıkoğlu'nu öldürmek istemiş!
08:47   Al birini vur diğerine!
16:45   Kahreden çifte standart-FOTO
09:48   Kılıçdaroğlu Erdoğan'a sorar
17:18   Baykal Kent'i gören eski dostlar ağladı
14:22   Tarkan dosyası Yargıtay yolunda!
12:00   Beş minareli şehir Ankara Festival'inde
10:16   'Kızılordu Korosu'ndan İstiklal Marşı
14:56   Temrin, yaza özel sayı ile girdi
07:38   Tek atışta kalp ve beyinden öldürmek yüz milyar
02:05   Kılıçdaroğlu siperde neyi sorar-KARİKATÜR
19:36   Mescidin üzerinde 'REZALET' - FOTO
17:38   Haluk Levent tutuklandı
15:08   İrfan Mektebi "Kur'ân 1400" özel sayısı çıktı!
17:30   Tarih hiçbir şekilde ilim değildir
16:40   Türkeş'in gerçek adı Alparslan Türkeş değilmiş!
16:32   Haksöz'den 'Mavi Marmara' dosyası!
09:06   Şehir Konuşmaları’nın İlk Konuğu Davutoğlu Oldu
08:35   Bütün Kürtler solcu mu?
17:26   Nobel ödüllü yazar hayatını kaybetti
09:09   Misak Dergisi'nin 235. Sayısı Çıktı!
08:49   Hangi cemaat kimden?
17:10   Ulusalcı kesime zor soru!
12:06   Doğan’ın İsrail aşkı tüzüğünde yazılı
 
 NAMAZ VAKTİM
Namaz Vaktim
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Öğle yemeğinde iftar!
 Arzu Erdoğral
Ali Eyvaz Hayırcı Kayu komünist mitinginde
 Ali Eyvaz
M. Nedim Aslan HAMAS'ın alkol yasağı tehlike mi?
 M. Nedim Aslan
Cemal Nar İlim Ve Özgür Ortam
 Cemal Nar
Hüseyin Deniz Bankaların “Bayram Şekerleri”ne aman dikkat!
 Hüseyin Deniz
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 BIR AYET
Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir.
(Maide 105 )
 
 BIR HADIS
"Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi yahut komşusu için de istemedikçe (gerçek manada) inanmış olmaz."
Müslim, İman, 71 (l, 67)
 
 FAYDALI LİNKLER
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.