|
|
 |
Fatih Akkaya - Habervaktim
habervaktimeditor@gmail.com |
2009-06-29 |
|
|
| Türkiye’yi yok etme planı! |
| |
|
Türkiye’nin gündemini üç haftadan beri meşgul eden “AKP ve Fethullah Gülen Hareketi’ni Bitirme Planı”na ilişkin ortaya çıkan belge ve üzerinde çıkan tartışmalar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “Bu bir belge değil, kağıt parçasıdır” sözleriyle yeni bir boyut kazandı.
Demokrasi ve hukuka olan bağlılığını bir kez daha yineleyen Başbuğ, nedense “hukuki ve demokratik olmayan” akreditasyon uygulamasıyla başında bulunduğu kurumun belirlediği gazetecilere konuştu. Konuşmasında belgeyle ilgili daha çok mazruf yerine zarfa vurgu yapması kamuoyunu tatmin etmedi.
TSK’nın uyguladığı akreditasyon bir tarafa, biz “bir kağıt parçasından oluşan belgeyle” ilgili olarak düşüncelerimizi belirtelim. Geçtiğimiz hafta habervaktim’de belgenin sahte ya da gerçek olmasının hiçbir öneminin olmadığını, Türkiye’de millete karşı zaten adım adım “psikolojik bir bitirme harekatı” uygulandığını belirtmiştik.
Orgeneral Başbuğ, “kağıt parçası”nın ‘sahte’ olduğunu söylüyor ancak, o kağıt parçasında yer alan ‘sahte’ notlar, nedense gözümüzün önünde uygulanmaya çalışılıyor. Halkın iktidara getirdiği AK Parti Hükümeti’ni devirmek ve Gülen Cemati’ni bitirmek için ille de kağıt parçalarının hazırlanması gerekmiyor.
AK Parti’yi iktidara getiren millete karşı verilen “asimetrik ve psikolojik harekat” zaten AK Parti’yi bitirmeye yönelik değil mi? “Beyaz Türkler ile Türk olmayan Beyazların” zorbalığı nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanan örtü yasağı, İmam Hatip liselerine uygulanan kat sayı adaletsizliği, Kur’an kurslarına getirilen yaş uygulaması; halka karşı verilen “asimetrik ve psikolojik harekatın” örnekleri değil mi? Bütün bu haksızlıklar, bir “bitirme ve yok etme” anlamına gelmiyor mu?
Kaldı ki; daha yakın geçmişte, iki yıl öncesinde, Genelkurmay Başkanlığı sitesinden hükümete verilen muhtıra, Ergenekon davasıyla birlikte ortaya çıkan darbe planları, 28 Şubat darbesi sürecindeki andıçlar hafızamızdaki tazeliğini korurken, ortaya çıkan bu son belgenin sahteliğinden şüphelenilmesi için birçok neden bulunuyor. Belge ‘sahte’ ya da ‘gerçek’ olsun, milletin inancına karşı yürütülen savaşa son verilmedikçe, Sayın Başbuğ’un söylediklerinin hiçbir değeri bulunmuyor.
İnşallah, bu ülkenin varlık sebebi olan yüce dinimize karşı verilen “asimetrik ve psikolojik harekat”ın, Türkiye’nin varlığını ortadan kaldırmakla eşdeğer olduğunu kavradığımız zaman, çok geç olmaz.
Hayırlı bir hafta dileğiyle…
|
| |
|
|
| |
 |
| |
|
|
|
• - • - • - • - • - • - • - • - • -
• • • • • • • • •
• • • • • • • • • •
• - • - • - • - • - • - • - • - • - • -
• • • • • • • • • •
• • • • • • • • • •
• • • • •
• • • • •
• • • • •
|
| BIR AYET |
Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!”
(Fussilet, 30) |
|
| BIR HADIS |
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80 |
|
|