HEP O DAIRE...        Darbeciler sakallarını tek tek yoldu...        "Bu akşamdan dersler çıkarılması lazım”...        CHP imamının derdi cemevi...         Sebze ve meyveleri yıkamak yetmiyor!...         Genelkurmaydan 12 Eylül Açıklaması...        Yenilmelerine rağmen sokaklara döküldüler...        Bursasporlular, Fenerbahçelilere döner bıçağı fırlattı...        29 yıl sonra gelen kupa taraftarı sokağa döktü...        Felçli iki kişi, düşünce gücüyle robot kollarını oynattı...        Patlamada 1 kişi öldü, 7 kişi yaralandı  ...        New York Borsası düşüşle kapandı...        
USD Alış 1.816 USD AlışUSD Satış 1.826 USD SatışEuro Alış 2.310 Euro AlışEuro Satış 2.325 Euro SatışAltın Alış 90.4060 Altın AlışAltın Satış 90.8990 Altın  Satış
 
 
26 C.Ahir 1433

17 Mayıs Perşembe 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Yavuz Bahadıroğlu - Yeni Akit
2010-01-09

Çerkes Edhem Bey neden Yunanlılara teslim oldu?

Dünkü yazımın sonunu hatırlıyor musunuz?
Çerkes Edhem Bey, maiyetiyle birlikte İsmet Paşa’nın Eskişehir’deki karargâhını basıp aniden İsmet Paşa’nın yanına girmişti...
Gerisini Edhem Bey’in anılarından okuyoruz:
“Başını kaldırınca beni gördü. Bakışlarında hayret ve ürkeklik vardı. Ayağa kalktı. Şaşırmıştı. Tereddüt geçirdi...
“Sonra süratli adımlarla bana doğru geldi. Yüzündeki şaşkınlığı hemen tebessüme çevirmeyi başardı. İki eliyle ellerimi tuttu, daha sonra ellerini kollarıma doğru çıkardı ve o vaziyette konuşmaya başladı:
“-Ne vakit teşrif buyuruldu? Elleriniz sıcak ve ateşli. Doktorunuz seyahatinize nasıl müsaade etti? Hastalığınızı hakikaten merak ediyordum. Şöyle buyurun.
Edhem Bey şöyle cevap verdiğini yazıyor:
“-Samimiyetten eser kalmayan müşterek mesaimize son vermeye geldim. Niçin böyle yapılıyor, anlayamıyorum.
“Aleyhime gizli-açık birçok tedbirlere başvuruluyor...
“Rica ediyorum, eğer kendinize ait olmasını istediğiniz, fakat açıkça ifade edemediğiniz hususlar varsa bunları işte karşı karşıyayız, cesaretle söyleyin...
Arada itiraz etmeye kalkıştığını söylediği İsmet Paşa’yı susturup devam ediyor:
“-Ben sizinle açık ve ciddi konuşuyorum ve böyle olmanızı rica ederek açık ve samimi cevap bekliyorum...
Sözü bu kez İsmet Paşa alıyor ve öfkesi burnunda Edhem Bey’i yatıştırmaya çalışıyor:
“-Allah fesatçıların cezasını versin Edhem beyefendi... İtimad ediniz ki ben sizin gibi arkadaşlarımın mevcudiyetine güvenerek Garp Cephesi Kumandanlığı’nı aldım...
“Ordu içinde menfi propaganda yapanları teker teker araştıracağım ve cezalandıracağım. Ben bu hizmeti beraberce yürüteceğimize samimiyetle inanıyorum. Sizin de aynı histe olduğunuzu çok iyi biliyorum.”
Özü-sözü aynı olan, hile-hurda bilmeyen Edhem Bey, İsmet Paşa’nın yanından kısmen tatmin olmuş olarak ayrılıyor. Kendisine yanlış istihbarat verildiğini düşünüyor.
Fakat hüküm çoktan verilmiştir. Ne yapsa artık kâr etmeyecektir...
O da bu sırada BMM’ye ağır bir telgraf çekmek suretiyle “hayatının hatası”nı yapıyor.
Bu telgraf kendisini tutan milletvekilleri tarafından bile “tehdit” olarak algılanır ve bu yüzden İsmet Paşa, ilk kez Meclisin desteğini kazanıyor.
Onun son aradığı da zaten budur...
Harekete geçiyor...
Edhem Bey’i sıkıştırmaya başlıyor.
Ve ağabeyiyle birlikte Yunanlılara sığınmak zorunda bırakıyor.
O sırada Edhem Bey ve ağabeyi Reşid Bey’in elinde hatırı sayılır miktarda para ve mühimmat vardır. Ancak tek kuruşuna dahi el sürmüyorlar...
Maaşlarından arta kalan birkaç kuruşla yurt dışına çıkıyorlar ve sefalet içinde yaşıyorlar.
Sonradan Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde idamlarına hükmediliyor...
150’likler listesine alınıyorlar. 1937’de diğerleriyle birlikte affediliyorlar, (Atatürk’ün Edhem Bey’e para ve pasaport gönderttiği söylenir) ama Edhem Bey çok sevdiği ülkesine dönmeyi içine sindiremiyor. Bunu da hatıralarında şöyle izah ediyor:
“Ben milletime ve tarihe ‘hain’ diye tanıtılmış, gıyabında idama mahkûm edilmiş bir adamım...
“Ama hakikatte ben, asgari bana böyle diyenler kadar vatanperverim. Ve Milli Mücadele’de hepsinden kıdemliyim.
“Ben hain olmaya icbar edildim, buna rağmen hain olmadım. Şimdi hakikatleri açıkça konuşabilecek miyiz? Hepimiz adil ve bitaraf hâkimler önüne çıkabilecek miyiz?
“Haydi bunlar oldu diyelim; ya zihinlere yerleştirilmiş menfur kanaatleri nasıl ıslah edeceğiz? Burada gurbette ölürüm, fakat hiç olmazsa günün birinde doğru tarihin hakikatleri ele almasını ümit ederek gözlerimi kaparım.”
Edhem Bey 1948 Eylül’ünde Amman’da hayata gözlerini yumuyor...
Şeria Nehri’nin kıyısında toprağa veriliyor.
¥
Bugünlerde hepimiz, içinde günlerdir arama-tarama yapılan “Kozmik Odanın sırları”na kilitlenmiş durumdayız, ancak sırlarımız o odadaki sırlardan ibaret değildir...
Çerkes Edhem başta olmak üzere yakın tarihimizin pek çok “sırrı” vardır...
“Çerkes Edhem Olayı” bunlardan sadece biridir.
Yunanlılara sığınma zorunda kalışının yıldönümünde kısaca parantez açmak istedim...
Lakin asıl ilginç olan, Çerkes Edhem’in ağabeyi, Saruhan (Manisa) Milletvekili Reşid Bey’in “Kürt meselesi”ne ilişkin olarak Atatürk’e yazdığı “açık mektup”tur...
Sonraki yazımızda ona bakalım inşallah.


 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
"Şeriat İslam mı?" 5...
 
Hakk'a Teslim Olmayan, Tağut'a Tutsak Olur!...
 
Çok mu karmaşık, cari açık?...
 
SELAM
GIYBET...
 
Sayın Özkes, böyle oluyor CHP'nin imamı!...
 
Müslim ile Gayrimüslim Eşit Değildir....
 
Ak Parti İlçe Başkanı kaçırıldı... TIK YOK!...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
 
Hasan Karakaya Deniz Feneri sönünce... Depremzede kadın fahişe ol...
 
Abdurrahman Dilipak Bir başka açıdan 28 Şubat...
 
Ali Karahasanoğlu 8. ve 9. Ceza üyeleri de darbe soruşturmasına alınmalı!...
 
D.Mehmet Doğan Yunus Emre Ankaralı mı?...
 
Yener Dönmez "Amerika"nın yerinde "Hacıbektaş" olsaydı?...
 
Ahmet Varol Bugünden Tarihe Doğru...
 
Kenan Alpay Suriye Halkını Es Geçen 'Süper' Stratejiler...
 
Hüseyin Öztürk Begova Camii ve Ahmet Davutoğlu...
 
Serdar Demirel Hadislerde Kur'an hakem olsun...
 
Nusret Çiçek Bir zamanlar düzen karşıtı idiler...
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:48
Güneş
5:37
Öğlen
13:08
İkindi
17:02
Akşam
20:25
Yatsı
22:05
 
 BİR AYET
Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah’ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!
Al-i İmran Suresi 137. Ayet
 
 BİR HADİS
"Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"
Müslim, Mukaddime 4
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.