Fatih Akkaya - Habervaktim
habervaktimeditor@gmail.com
2010-03-15
Çizdirmeyiz Bey’ler
Öncelikle Elazığ'da meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diliyoruz. Yakınlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Devletin ilgili tüm birimleri ile yaraları biran evvel saracağına inanıyoruz. Bunun takipçisi olacağımızı hatırlatmak istiyoruz. Çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir haftayı daha geride bıraktık. Birileri dışarıdan birileri içeriden “bu toprakların, bu halkın kaderini biz çizeriz” derdinde. Dışarıda Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi ve İsveç Parlamentosu'nun aldığı “soykırım” kararlarını, içeride özellikle Ergenekon süreciyle ilgili yaşanan gelişmeleri dehşet ve şaşkınlıkla izledik. “Ermeni soykırımı” yalanının ülkemize karşı siyasi bir koz olarak kullanıldığı artık iyice netleşmiş durumda. Türkiye dış siyasette köşeye sıkıştırılmak isteniyor. Bunu artık daha net görebiliyoruz. İşin sevindirici tarafı, Türk halkının Meclis'iyle, devletin zirvesiyle bu konuda hemfikir olması. Tavizden uzak bir ortak tavır ortaya koyması. Elçilerimiz çekildi. Bu önemli bir adımdı. Gelişmelere göre bir adım sonrası “sözkonusu ülkelerin elçilerinin Türkiye'den gönderilmesinin gündeme gelmesi” bile olabilir. Ki, neden olmasın?.. Verilecek cevabın en anlamlısı da bu olmaz mı?
Değerli Habervaktim okuyucuları; İçeride ise, Ergenekon tartışmaları yaşanan yeni gelişmelerle gündemdeki yerini koruyor. CHP'lilerin delilleri tersine çevirmeye dönük “rüşvetli gayretleri”nde nasıl yakayı ele verdiklerini gördünüz. Geride bıraktığımız haftanın önemli olaylarından biriydi. CHP'li heyetin Erzincan'da Eriza Otel'de gizli tanıklarla buluşması ve bu sırada gerçekleşen çanta alışverişinin görüntülerini Habervaktim'den izlediniz. Varın kararı siz verin. Habervaktim'in ortaya çıkardığı bir önemli ses kaydı da hayli dikkat çekti, özellikle internet medyasında büyük ilgi uyandırdı. Koca koca komutanların, işlerini güçlerini bırakıp sürekli hükümetle uğraştıklarını gözler önüne seren bir ses kaydıydı. Ergenekon sanığı Emekli Orgeneral Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında, Paşa'nın Jandarma Genel Komutanı iken “işi bitirmek istediği” görülüyor. Gündeme bomba gibi düşen ses kaydında Genelkurmay eski Başkanı Kıvrıkoğlu hakkında da inanılmaz ifadeler ve daha pek çok çarpıcı ifşaatlar yer alıyor. Skandal ses kaydında ayrıca darbe planlarına müsaade etmediği için dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'le ilgili yakışıksız ifadeler kullanılıyor. Eruygur Hanımefendi şunları söylüyor: “Ayy bende anlamıyorum vallahi hiç. Devlet mevlet kalmamış. İşte jandarmayken, bütün orgeneraller bir toplantı yapıyor ayda bir. Hilmi Özkök paşanın zamanında biliyorum. Şener o zaman bitirelim şu işi demişti. Biz bu işi bitirelim dedi. Kimse sesini çıkartmıyor.” “O günün bütün komutanları hükümetle uğraştı. Fırtına paşa süperdi. Yani görevimiz çok zor geçti. Çok çetin geçti. Hükümetle uğraştı. Hilmi ile uğraştı. Hilmi'yi yola getirmeye çalıştılar. Tabii herkes az buçuk hem fikirdi. Dört kişiyi susturdu. Öyle bir güç var elinde. Yani herkes uğraştı. Yani bütün o günün komutanları bu hükümetle uğraştı. Yani uğraşmadı dersem günah olur. Herkes bu işin bilincindeydi. Fırtına Paşa da süper. Hepsi süper. Yani bir canım var diyor. O da gitsin ne olacak ölecem nasıl olsa.” “Hilmi Özkök ülkeye çok zarar verdi. Şener'i bir kaşık suda boğacaktı. Hilmi Özkök Paşa zaten bunların fikrinde. Genelkurmay Başkanı olmak büyük bir ülkeye zarar verdi. Eee bunlar getirdi işte. Terfi etti. Bilinemedi. Nasıl ki bu hükümet tek başına gelince öyle çıktı ortaya. Yani Şener'i bir kaşık suda boğacaktı adam. Ama bu hükümetle iş birliği yapsaydı zaten belirli mevkideydi.” “Kıvrıkoğlu, Hilmi'yi geç fark etti. Koalisyon olduğu için engelleyemedi. Kıvrıkoğlu Paşa onlar getirdiler. Ondan önceki farketmedi mi? Ben anlayamadım. Kıvrıkoğlu Paşa, (Hilmi Özkök) Genelkurmay Başkanı olmaması için elinden geleni yaptı biz şahidiz. Bunu fark etti ama geç fark edildi. Kara Kuvvetleri Komutanı'ydı zaten. Ee yok ki başka şey. Ne yaparlardı, Kıvrıkoğlu'nu uzatırlardı biraz. Onu da başarılı olamadı. Kıvrıkoğlu çok uğraştı. Şimdi Allah var. Ama yetemedi. Koalisyondu biliyorsun. Ecevit kabul etti. Bahçeli kabul etti ordan çıkmadı.” “Hilmi Paşa'da o kafadan. Bu rütbeye kadar nasıl gelmiş !! Hilmi Paşa bunlara sıcak baktı. Hilmi Paşa bunlara dokunmadı. Bunları sevdi Hilmi Paşa. Çünkü oda aynı kafadan. Bu adam bu rütbeye nasıl geldi. İşte bütün Türkiye onun cezasını çekiyor.” Hanımefendi söylüyor bunları. Eruygur Hanımefendi. Müsaade buyrulsa, atanmış birkaç kuvvet komutanının milletin kaderi ile nasıl oynayacaklarını gözler önüne seren bu sözleri. Bu ürkütücü ifşaatlarla ilgili de varın kararı siz verin. Dedik ya, birileri dışarıdan birileri içeriden “bu toprakların, bu halkın kaderini biz çizeriz” derdinde. “Halka rağmen”ci bu yaklaşımın prim kazanması da gerekli cevabı bulması da bizim elimizde. Bu millet bunlara müsaade edecek mi?
Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah’ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!
Al-i İmran Suresi 137. Ayet
BİR HADİS
"Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"
Müslim, Mukaddime 4