HEP O DAIRE...        Darbeciler sakallarını tek tek yoldu...        "Bu akşamdan dersler çıkarılması lazım”...        CHP imamının derdi cemevi...         Sebze ve meyveleri yıkamak yetmiyor!...         Genelkurmaydan 12 Eylül Açıklaması...        Yenilmelerine rağmen sokaklara döküldüler...        Bursasporlular, Fenerbahçelilere döner bıçağı fırlattı...        29 yıl sonra gelen kupa taraftarı sokağa döktü...        Felçli iki kişi, düşünce gücüyle robot kollarını oynattı...        Patlamada 1 kişi öldü, 7 kişi yaralandı  ...        New York Borsası düşüşle kapandı...        
USD Alış 1.816 USD AlışUSD Satış 1.826 USD SatışEuro Alış 2.310 Euro AlışEuro Satış 2.325 Euro SatışAltın Alış 90.4060 Altın AlışAltın Satış 90.8990 Altın  Satış
 
 
26 C.Ahir 1433

17 Mayıs Perşembe 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ali Eyvaz
eyvazali@gmail.com
2010-03-16

Dulkarı suratlı mağduriyet

Mide bulandırıcı, yağımsı ve yapışkan bir şey. Görüntü bakımından gayet ölgün, erkeği ve dişisi hepsinin parmak uçlarına kadar sinmiş bir ikiyüzlülük oyunu. Kendinden olanı yabancıdan daha evvel aşağılama eğilimi. Kendini, ancak kendisine benzeyenden farklı göstererek basamakları tırmanacağı umudu. Kendisi gibi birini görünce, üzerindeki giysiyi bir başkasının üstünde görmüş gibi kaçacak delik aramak. Ağlak suratlar… Sokak sokak, cadde cadde, bulvar bulvar, meydan meydan ağlak suratlar. Ellerinde madeni alışveriş arabalarıyla oturma odalarımızdan bile geçmeye başlayan o uğultulu, yılgın, telaşlı, terli kâbus.
İşte bu kâbusun tam ortasına yerleştirilen, 28 Şubat sonrasının travma geçirmiş dindarına/muhafazakarına reva görülen hayat!
“Bu gerçeği kabul et, böyle yaşamaya alış, ara formül bul, bekle, sızlan; ve fakat bir kez bile olsun itiraz etme!”
Dindarlara önerilen bundan başkası değildir. Hepsinden kötüsü, dindarların dindarlara önerdiği de artık budur.
Vesayet sistemi öncelikle dindarın kafasının içinde kurulmak istenmiştir. Kendi hakkını kendisi savunmaya kalktığında “çember sakallı ve kara çarşaflı klişesi içinde betimlenen bir gerici faşist” olma korkusu bütün hücrelerine sirayet ettirilmiştir.
Bu bakımdan liberalin imdada yetişmesi ve böylece vesayetin kurulması gerekir. Ancak ondan sonra ve nihayet liberalin lütfetmesiyle mağduriyet oyunu başlayabilir.
Dindar bu oyunda sadece konu mankenidir. İnisiyatif bütünüyle liberaldedir. Kendisi hakkında konuşması yasakken, sorulduğunda Heybeliada Ruhban Okulu, Ermeni tezleri ve hatta eşcinsellerin mahrumiyetleri konusunda “Bakın herkes için özgürlük istiyorum” diyerek, liberal ağa babalarının yüzlerini ağartacaktır.
İşte yenilmişlik duygusu; ölümüne yenilmiş, ihanetine yenilmiş, her şeyini sonuna dek satmaya yenilmiş. Yenilmemiş olsa bile yenilmiş.
Orta Anadolu çanağında böylelerine “dul karı suratlı” denir. Eline dünyaları versen bile hastalıklı bir melankoli sürekli peşlerindedir. Mütemadiyen mağdurdurlar.
Hükümete gelirler, sinemaya giderler, ihale kaldırırlar, adam hapsederler, bin türlü oyunbazlık yaparlar… lakin yine de, sanki inadına gibi o suratları hiç değişmez.
Ceset gibidirler. Ölürken çekilen ızdırabın yüzde bıraktığı donuk tebessümle gezerek, gittikleri her yeri, değdikleri her cismi bu uğursuz tebessüme boğarak kendileştirirler. Korkunç bir kâbusun tam ortasındaymışçasına kaçarken telaşla bindiğiniz taksinin şoförünün dönüp “Nereye?” diye sorduğunda yüzünde beliren o sinsi tebessüm, nasıl bir korku klişesi içinde olduğunuzu kusar yüzünüze. Sanki her yerdedirler; değişik siyasi partiler, kıyı kasabaları, uzak ülkeler.. hiç fark etmez.
Onlar! her birimizi içerden fethe yemin etmiş yecüc mecuc sürüsü… Ad ve Semud Kavminin, Sodom ve Gomore’nin sakinleri…
İrademizi kemire kemire ve her birimizi pişkin, yılışık, her daim saçları okşanmaya hasret mağdur yavrucaklar gibi ortalık yerde çırılçıplak bırakmaya azmetmişler.
Ki Liberal, olanca heybetiyle gölgesini üzerimize salsın, ruhlarımıza esenlik bahşetsin ve şişindikçe şişinsin. Ve bu gölgenin altında çelimsiz, kara kuru, müzmin mağdurcuklar olarak sadece yaşayabilelim. Ne hayat ama…

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
"Şeriat İslam mı?" 5...
 
Hakk'a Teslim Olmayan, Tağut'a Tutsak Olur!...
 
Çok mu karmaşık, cari açık?...
 
SELAM
GIYBET...
 
Sayın Özkes, böyle oluyor CHP'nin imamı!...
 
Müslim ile Gayrimüslim Eşit Değildir....
 
Ak Parti İlçe Başkanı kaçırıldı... TIK YOK!...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
 
Hasan Karakaya Deniz Feneri sönünce... Depremzede kadın fahişe ol...
 
Abdurrahman Dilipak Bir başka açıdan 28 Şubat...
 
Ali Karahasanoğlu 8. ve 9. Ceza üyeleri de darbe soruşturmasına alınmalı!...
 
D.Mehmet Doğan Yunus Emre Ankaralı mı?...
 
Yener Dönmez "Amerika"nın yerinde "Hacıbektaş" olsaydı?...
 
Ahmet Varol Bugünden Tarihe Doğru...
 
Kenan Alpay Suriye Halkını Es Geçen 'Süper' Stratejiler...
 
Hüseyin Öztürk Begova Camii ve Ahmet Davutoğlu...
 
Serdar Demirel Hadislerde Kur'an hakem olsun...
 
Nusret Çiçek Bir zamanlar düzen karşıtı idiler...
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:48
Güneş
5:37
Öğlen
13:08
İkindi
17:02
Akşam
20:25
Yatsı
22:05
 
 BİR AYET
Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah’ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!
Al-i İmran Suresi 137. Ayet
 
 BİR HADİS
"Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"
Müslim, Mukaddime 4
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.