USD Alış: 1.524 USD AlışUSD Satış: 1.532 USD SatışEuro Alış: 2.082 Euro AlışEuro Satış: 2.094 Euro SatışAltın Alış: 54.0570 Altın AlışAltın Satış: 54.2700 Altın Satış
Erdoğan: Kurumlar arası çatışma yok...        Aydın Doğan: Galiba artık bırakmalıyım...        Kartal'dan, Horoz'a tek pençe...        Bakanlar Kurulu'nda neler konuşuldu?...        Soykırım iddialarına sert tepki...        AB'de 'somut yardım' krizi...        Tanık Munzur'dan ilginç iddialar...        Yine Lieberman, yine kriz...        Can: Anayasamız, darbe anayasası...        Türk izi var ama sömürge izi yok...        Olaylı maç Bakan Çiçek'e soruldu...        Dulkarı suratlı mağduriyet...        
Habervaktim
R.Ahir
0

1431  
 
Salı

Mart
16
2010
 
 
ANA SAYFA
SON DAKİKA
ANASAYFAM YAP
FAVORİLERE EKLE
FOTO VAKTİM
VİDEO VAKTİM
SOHBET VAKTİM
MİZAH VAKTİM
KARİKATÜR
PORTRE
YAZARLAR
SİTENE EKLE
 
 
 
 
 
 YAZARLAR
Habervaktim Çizdirmeyiz Bey’ler
Habervaktim
Hasan Karakaya Başbuğ’un “onurlandırma ”sına ihtiyacımız yok!
Vakit Hasan Karakaya
Abdurrahman Dilipak Paradigmanın iflası
Vakit Abdurrahman Dilipak
Ali Karahasanoğlu MYY gibi dostunuz olacağına ..!
Vakit Ali Karahasanoğlu
D.Mehmet Doğan Mehmet Âkif’i geç tanımak!
Vakit D.Mehmet Doğan
Mustafa Özcan Fetih rüyası
Vakit Mustafa Özcan
Abdurrahim Karakoç Topyekûn savaş sebebi
Vakit Abdurrahim Karakoç
Yener Dönmez “Villa teftişi” arası toplantı
Vakit Yener Dönmez
Yavuz Bahadıroğlu Darbeden darbeye
Vakit Yavuz Bahadıroğlu
Serdar Arseven Yargıtay Başkanı ile bir saat
Vakit Serdar Arseven
Ahmet Turan Alkan Marangoz sendromu
Zaman Ahmet Turan Alkan
M. Emin Parlaktürk Değerler Eğitimi
M. Emin Parlaktürk
Arzu Erdoğral Kırmızı çizgide yol ayrımı
Arzu Erdoğral
Engin Kaşdaş PKK, Aleviler, Dersim, uluslararası baskı... Ermeniler çok büyük oynuyor!
Engin Kaşdaş
Ali Bulaç Kaos ve kozmos
zaman Ali Bulaç
Cemal Nar Anlayamıyorum Ama II
Cemal Nar
Ali Eyvaz Dulkarı suratlı mağduriyet
Ali Eyvaz
Mehmet Nedim Aslan Benim adım Rachel Corrie ben artık bir Filistinliyim!
Mehmet Nedim Aslan
İrfan Sönmez İsveç parlamentosu ve Türkiye kökenli vekiller
İrfan Sönmez
Şamil Tayyar Başbuğ topu hükümete attı
Star Şamil Tayyar
Atilla Özdür ‘Sonradan solcu, cip görmüş’ mü?..
Vakit Atilla Özdür
Kazım Güleçyüz Kısır döngü
Yeni Asya Kazım Güleçyüz
Ali Ferşadoğlu Korku hissini dengeli kullanmalı
Yeni Asya Ali Ferşadoğlu
Hüseyin Öztürk Çantasında Pijaması Halkı Salak Sandı
Vakit Hüseyin Öztürk
Abdulkadir Özkan Mescidi Aksa yıkılırsa dünya enkazı altında kalır
M. Gzt. Abdulkadir Özkan
Yunus Vehbi Yavuz Kötü davranana iyi davranmak
Yunus Vehbi Yavuz
Ahmet Kekeç Adam as, haklı ol!
Star Ahmet Kekeç
Faruk Çakır Herkes işini yapsın
Yeni Asya Faruk Çakır
Rahim Er Yargı reformu
Türkiye Rahim Er
Fuat Türker Allah’ın Azabından Emin Olunamaz
Fuat Türker
Abdullah Yıldız Kur’ân ve Namazla Diriliş Seferberliğimizin İlanıdır
Vakit Abdullah Yıldız
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Abdurrahman Dilipak - Vakit
a.dilipak@vakit.com.tr
2008-11-19

Özal, Kahveci, Bitlis, Madımak ve Başbağlar
 

Sacid Kayasu’nun Yeşil’le ilgili, TBMM İnsan Hakları Komisyonu eski Başkanı Mehmet Elkatmış’ın Susurluk’la ilgili son günlerdeki açıklamalarını okumuşsunuzdur.. Her gün yeni ortaya çıkan bilgiler, belgeler, örgütlerle toplum, arkası arkasına şoklar yaşamaya devam ediyor..
Bu ara bana iki mektup geldi.. İkisi de eski emniyetçiden. Özal, Kahveci, Bitlis cinayetlerine ilişkin önemli iddialar içeren iki mektup. Ben her iki mektubu tek bir metin halinde ve geniş bir özet olarak size sunuyorum.
Karar sizin!
Bugüne kadar ülkemizde çok sayıda faili meçhul cinayetler işlendi. Cinayete kurban edilen kişiler genellikle ülke gündeminde yer tutan, önemli noktalarda görev yapan ve öldürüldüklerinde ülkede kaos ortamı meydana getirecek kişilerden seçildi. Ancak bu cinayetlere kurban edilen üç kişi vardı ki; bu kişiler ülkenin geleceğine yön verecek kimselerdi. Bu kurbanlar Cumhurbaşkanı Turgut Özal. Maliye Bakanı Adnan Kahveci ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis idi. Bu üç kişiden Adnan Kahveci 05 Şubat 1993. Eşref Bitlis 17 Şubat 1993 ve Turgut Özal 18 Nisan 1993'te olmak üzere çok kısa aralıklarla öldürüldü. Biri kalpten(!), biri trafik kazasından(!), diğeri ise helikopterin buzlanmasından hayatını kaybetti. 3 ayda Türkiye’nin en önemli noktalarında görev yapan bu 3 kişinin bu şekilde hayatını kaybetmesi mümkün mü sizce? O halde bu cinayetlerin arkasında yatan gerçek neydi? Bu konuyu irdelemek için öncelikle bu 3 kişinin Kürt sorununa ve ülkede yapılacak yeni yönetim değişikliklerine nasıl baktıklarını bilmemiz gerekmektedir. Önce bu konuları izaha çalışalım.
Turgut Özal, Kürt sorunu ile ilgili olarak şöyle diyordu. “21. asırda çözüm sopayla olmaz. Özgürlükle, diyalogla olur.” Bu konuları içeren teferruatlı çok gizli bir mektup yazarak o tarihteki Başbakan olan Süleyman Demirel'e gönderir. Basına intikal ettiğine göre o tarihte Demirel, Özal’ın öldürüleceğini söyler ve 3 ay sonra Özal öldürülür. Özal’ın en önemli ikinci hedefi, ülkenin Başkanlık sistemi ile yönetilmesi idi. Bu konuyu da yüksek sesle dile getiriyor ve çalışmalarını sürdürüyordu. Ancak Derin güç odakları buna karşıydı; çünkü Devlet Başkanı'nı halk seçeceğine göre, kendilerinin seçilmesi imkânsızlaşıyordu.
Özal'la ilgili bir başka iddia ise, Türki Cumhuriyetlere ziyaretinde bazı şeyler söylemiş, geleceğe ilişkin yapacağı işleri, planları anlatmıştı.. Dönüşte Bulgar Büyükelçiliği'ndeki bir resepsiyona program dışı, ısrarlar karşısında katılmıştı.. O gece orada içtiği meyve suyunda ilaç olduğu iddia ediliyor..
Geçen gün Korkut Özal da, Turgut Özal'ın öldürülmüş olduğunu söyledi. Aileden biri, İçişleri Bakanlığı yapmış bir isim bu kişi.. Aslında bu konuda Özal’ın eski korumalarının da ifadelerini almak gerek..
Adnan KAHVECİ, bir Kürt raporu hazırlayarak Özal'a sunmuştu. Bu raporun bir paragrafında şöyle diyordu. “Kürt sorunu enflasyon ve işsizlikten daha önemlidir. Kürt sorununun bugüne kadar çözülmemesinin sebebi, Türkiye’nin bunu çözecek demokratik olgunluğa erişmemiş olmasıdır.”
EŞref BİTLİS, bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamıştır: “Bölgede konuşlanmış durumda bulunan Çekiç güç kuvvetlerinin Türkiye’den ayrılması gerekir. ABD, Kuzey Irak'ta bir Kürt Devleti oluşturmaya çalışıyor. Kürt Devleti Türkiye’nin zararına olur.” Bu açıklamalardan sonra ABD’nin savaş uçakları Bitlis’in binmiş olduğu helikoptere taciz uçuşu yapmıştır.
Bunları aklınızda tutun ve düşünün şimdi. Bilindiği gibi ve bugün de bütün detayları ile ortaya çıkan, PKK Terör Örgütünün bitmesini istemeyen, hatta himaye eden, yabancı istihbarat birimleriyle ortak hareket eden, ülkenin bütün kurum ve kuruluşlarına sızmış, yasadışı faaliyet gösteren güçlü başka bir Terör Örgütünün var olduğu ve PKK Terör Örgütünü taşeron olarak kullandığıdır. Bugüne kadar ülkede faili meçhul cinayetlere kurban edilen insanlar genel olarak ya Kürt işadamı, ya da Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesini isteyen kimseler değil midir? Şimdi sizlere ülkenin gündeminden hiç düşmeyen devamlı ülke üzerinde karanlık senaryolar yazan, sadece Türkiye’de değil, dünyanın değişik ülkelerinde araştırma merkezi bulunan, amacının ne olduğu bir türlü çözülemeyen(!) bir kişiden söz edeceğim. Bu kişi VERSO Araştırma şirketinin sahibi Erhan Göksel. Özal öldürüldüğünde bütün sırlarını bilen, ona bilgileri sunan danışmanı Göksel'dir. Kahveci öldürüldüğünden en yakın aile dostu, VERSO şirketinin ortağı olan, bütün sırlarını bilen Göksel’dir. Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt hariç, diğer bütün Genelkurmay Başkanları ile samimi diyalog içerisinde olan yine Göksel’dir. Başbakanlık ve Parti Başkanlığı yapan, diyalog kuramadığı tek kişi Erdoğan’dır. Özal’ın gelecekteki Genelkurmay Başkanı adayının Eşref Bitlis, Başbakan adayının da Adnan Kahveci olduğunu bilen de Göksel’dir. Özal'la Kahveci'nin cenazelerinde tabutlarını omuzlayan aileleri ile yan yana yürüyen ve Kahveci'nin çocuklarına sahip çıkan da yine Göksel’dir. Türkiye'yi bir kenara bırakalım; dünyanın en ücra köşesinden bilgisi olan, Kenya'daki karınca sayısını dahi bilen Göksel, ne hikmetse iki yakın dostu ve danışmanlığını yaptığı Özal ve Kahveci'yi kimlerin ve ne sebeple öldürdüğünü bilmemektedir! Sizce bu normal bir şey midir?
Sahi; Cem Ersever bu işler olurken neredeydi ve Cem Ersever'e ne oldu?
Gelişmelerin en ilginç tarafı bundan sonra cereyan eder. Yıldırım Akbulut’un Başbakan olması için Özal’a öneride bulunan Göksel’dir. Akbulut’un Başbakan olmasından sonra resmi olarak danışmanlık yapan yine Göksel’dir. Özal’ın öldürülmesinden sonra Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’in danışmanı olan yine Göksel’dir. Refah Partisi'nin danışmanlığını yaparken hazırladığı raporları Genelkurmay Başkanlığı'na fakslayan da yine Göksel’dir. Bunları kimseyi suçlamak için yazmıyorum, sadece merak ettim. Sahi kim bu Erhan Göksel?
İnsan ister istemez merak ediyor. İşe bakar mısınız? Özal’ın eşi Semra ile kızı Zeynep’in Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmaktan cezaevinde bulunan Hayrettin Ertekin ile olan aile dostluklarını da merak ediyorum. Ailece görüşüyorlar mıydı? Evlerine gelip gidiyor, mutfakta yemek yapma konusunda yardımcı oluyor muydu? Özal’ın ölümünün bir cinayet olduğunu bilmeyen kimse kaldı mı? O halde, Semra Hanım neden otopsi yapılmasını istemedi sizce? Ayrıca şunu da öğrenmek istiyorum. Özal’ın son yurtdışı ziyaretine gittiğinde beraberinde kimler vardı? Çünkü Özal, yurtdışı dönüşünün hemen sonrasında vefat etmişti.
Bu 3 cinayetin arka arkaya işlenmesinden sonra ülke genelinde bir hareketlenme başlar, toplumda bu cinayetlerin aydınlatılması için kamuoyu oluşmaya başlar. Basından takip edildiğinde, bu kamuoyu baskısının Haziran sonlarından arttığına tanık olursunuz. Bu cinayetleri işleyenler konuyu gündemden düşürmek için yeni cinayet planları yaparlar ve 02 Temmuz 1993 günü Madımak vahşetini gerçekleştirerek 37 cana kıyarlar. Toplumun Alevi kesimini bu baskıdan uzaklaştırırlarken, Sünni kesimi de düşman ilan ettirirler. Bununla da kalmazlar; 05 Temmuz 1993 günü Erzincan Başbağlar köyünde sabah namazında cami basarak 33 kişiyi katleder ve “Madımak’ın intikamı alındı” diye not bırakırlar. O tarihten sonra bu faili meçhul cinayetler unutulur. Gündemin yeni konusu Madımak olur. Aynı mihraklarca her yıl Madımak olayı gündeme getirilir, Sünni kesime olmadık hakaretler yapılırken; Sünni kesim Başbağlar katliamıyla ilgili hiçbir zaman Alevileri suçlamamıştır. Geçen Çarşamba günü akşam HaberTürk televizyonunda program yapımcı ve sunucusu hanımefendi, aynen şunları söyledi: “Biz Aleviler çabuk gaza geliyoruz...”
Bana göre Erdal İnönü, oynanan oyunun farkına vardı ama sustu. Gerçeklere sırtını döndü.. Alevi derneklerinin birçoğu da gerçekleri bilmelerine rağmen olayı başka noktalara çektiler...
Başkası ne düşünür bilmem ama, Madımak ve Başbağlar katliamlarının, benim cinayet olduğuna inandığım, Özal, Kahveci ve Bitlis’in kurban edilişinin perde arkası olduğu görüşündeyim. Bana gelen mailde bunlar yazıyordu. Yorumu sizlere bırakıyorum.
Yer bitti, ama konu bitmedi. O zaman yarın da devam edelim.. Sırada Demirel ve Cindoruk var. Selam ve dua ile...

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 NAMAZ VAKTİM
Namaz Vaktim
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
 
 
 
 
 
 
  I.Serter
  Adem Korkmaz
  memetti
  daghan
  kiyamet
  erdem esin
  ebabil4242
  keko
  Adil-Ol
  el-kassam
  keko
  Fettahoğlu
  erdem esin
  I.Serter
  ramazan emre
 
 
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 BİR AYET    BİR HADİS
O hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O mutlak güç sahibidir çok bağışlayandır.
(Mülk67/2)
  ( Allah Rasulü ) '' Din nasihattir \ samimiyettir'' buyurdu. '' Kime Ya Rasullallah ? '' diye sorduk. O da ; '' Allah'a , Kitabına , Peygamberine , Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara '' diye cevep verdi.
(Müslim , İman ,95. )
 
 BİR DUA    BİR VECİZE
Ya Rabbi acizlikten tembellikten korkaklıktan cimrilikten ve her çeşit hastalıktan sana sığınırım!
  Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir.
(Cüneyt Bağdadi)
 
 BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
İsrail'in 16 Mart 2003'te Gazze'de Filistinlilerin evlerinin yıkılmasını önlemek isteyen Amerikalı barış gönüllüsü Rachel Corrie'yi buldozerle ezerek katlettiğini biliyor muydunuz?

       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.