BDP ve DTK tehdit diline sarılmamalı
BDP, Dicle'nin kesinleşmiş hapis cezasını YSK'dan gizlemiş
BDP, Hatip Dicle'ye verilen cezanın Yargıtay tarafından 12 Haziran'daki seçime 3 gün kala onandığı iddiasını yaymıştı.Ancak Dicle'nin 1 yıl 8 aylık hapis cezasının 22 Mart'ta Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce onandığı ortaya çıktı. Söz konusu hususlar, dün Resmi Gazete yayımlanan YSK kararında yer aldı. Kararda, Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesiyle sonuçlanan süreç detaylı bir şekilde anlatıldı. Buna göre Dicle, Diyarbakır'dan bağımsız milletvekili adayı olmak için 11 Nisan'da avukatları aracılığıyla İl Seçim Kurulu'na başvurdu. YSK'da yapılan incelemede Dicle'nin terör örgütüne üye olmak suçundan milletvekili seçilmesine engel geçmiş mahkumiyeti bulunduğu saptandı ve adaylığının iptaline karar verildi.
Hatip Dicle, bu işleme karşı ilgili mahkemeden Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca aldığı kararı ibraz ettirdi. Bunun üzerine milletvekili seçilme koşullarına yeniden sahip olduğu saptamasıyla adaylığının kabulüne karar verildi ve Dicle'nin ismi 29 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlanan milletvekili kesin aday listesinde yer aldı. Ancak 9 Haziran'da basında, Dicle'nin yargılandığı bir başka davada verilen mahkumiyet kararının Yargıtayca onanarak kesinleştiği ve bu mahkumiyetinin milletvekili seçilmesine engel oluşturduğu yolunda haberler çıktı. Konuyu yeniden inceleyen YSK, Dicle'nin evvelce adli sicil kayıtlarına geçen ve milletvekili aday listelerinin kesinleştirilmesinden önceki aşamada değerlendirilen geçmiş mahkumiyetleri dışında, terör örgütü propagandasını yapmak suçundan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı ve 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildiği, kararın da Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce 22 Mart 2011'de onandığı anlaşıldı. Ancak karar kesinleştirme işlemleri yapılmadan ve mahkumiyet bilgileri adli sicil kayıtlarına işlenmeden Dicle avukatları aracılığıyla 11 Nisan'da bağımsız milletvekili adaylığı için Diyarbakır İl Seçim Kurulu'na başvuruda bulundu. Ayrıca 15 Nisan'da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe vererek onama kararına itiraz etti. Başsavcılık 11 Mayıs'ta bu istemi reddetti ve dava dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla ilgili mahkemeye gönderdi.
Mahkeme de karara cezanın "22 Mart 2011'de kesinleştiği'' yolunda şerh düştü ve bir örneğini infaz için 2 Haziran'da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na ulaştırdı. Böylece ceza bildirme fişi düzenlendi ve mahkumiyet bilgileri bu tarihten sonra adli sicil kayıtlarına işlendi. Başsavcılık İnfaz Bürosu ise durumu 9 Haziran'da YSK'ya bildirdi.
Kararda bu süreç anlatıldıktan sonra Anayasa'nın 76. maddesinde, milletvekili seçilmeyi engelleyecek şartların düzenlendiğine işaret edilerek şöyle denildi: "Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, bazı suçlardan mahkum olma veya belirli süreyi aşan hapis cezasına mahkumiyet halleri milletvekili seçilme konusunda kesin engel oluşturmaktadır. Sayılan mahkumiyetlerin milletvekili seçilmeye engel olabilmesi için kesinleşmesi yeterlidir; infaza başlanmamış olması veya kişinin bu mahkumiyetinden dolayı şartla salıverilmiş bulunması yahut cezanın tümüyle infaz edilmesi (bihakkın salıverilme) sonuca etkili değildir. Ceza mahkumiyeti nedeniyle milletvekili seçilebilme yeterliğini kaybetmiş olan kişilerin bu hakka yeniden sahip olabilmeleri ancak mahkumiyete konu suçun sonradan yürürlüğe giren bir yasa ile suç olmaktan çıkartılması yahut cezanın çekildiği veya çekilmiş sayıldığı tarihten itibaren yasada öngörülen üç yıllık süre geçtikten sonra hükümlünün ilgili mahkemeye başvurarak 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kararı alması hallerinde mümkündür."
Mahsup kararının, "seçilme yeterliğini yeniden kazandıran nitelikteki kararlardan olmadığı" belirtilen kararda, 1999'da milletvekili seçildikten sonra Türk vatandaşlığını kaybeden Merve Kavakçı ile askerlik yükümlülüğünü yerine getirmediği seçildikten 3 yıl sonra anlaşılan eski devlet bakanlarından Bahattin Şeker'in milletvekilliklerinin düşürülmesi de örnek kararlar sayıldı.
YSK ile PKK'nın siyasete müdahale zihniyeti aynı
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, oğlu PKK tarafından kaçırılan Hazro Belediye Başkanı'nın zorla BDP'ye geçirilmesine tepki gösterdi. Siyasete müdahale noktasında YSK ile PKK arasında bir fark olmadığını savunan Ensarioğlu, "Siyasete müdahaleyi bir yargıç da yapsa kabul etmeyeceğiz, PKK da yapsa kabul etmeyeceğiz." diye seslendi. Ensarioğlu, BDP'nin tutumunu da eleştirdi.AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ile terör örgütü PKK'nın aynı zihniyetle siyasete müdahale ettiğini söyledi. Ensarioğlu, "Siyasete müdahalede uygulamaya bakıldığı zaman bugün Hazro meselesi ile YSK'nın ya da Yargıtay'ın verdiği karar arasında çok fark yok. Biz rakibimize yapılan haksızlığa karşı çıkacağız ama bize yapılan haksızlığa da sessiz durmayacağız." dedi.
AK Partili Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu'nun oğlu Fuat Mehmetoğlu, terör örgütünce seçimlerden önce kaçırılmıştı. Babasından da AK Parti'den istifa ederek BDP'ye geçmesi istenmişti. Başkan Mehmetoğlu'nun söyleneni yapmasının ardından da oğlu PKK tarafından serbest bırakılmıştı. Ensarioğlu, "Hazro olayı siyasete müdahalenin bir başka biçimidir. Siyasete müdahaleyi bir yargıç da yapsa kabul etmeyeceğiz, PKK da yapsa kabul etmeyeceğiz." tepkisini gösterdi. "Siyasetin zeminini özgürleştirelim derken diğer taraftan PKK'nın müdahalesini meşru mu bulacağız?" sorusunu yönelten AK Parti Milletvekili, "Hiç kimsenin siyasete müdahale etmesini kabul etmeyiz. Kimden gelirse gelsin biz karşı duracağız. BDP de karşı durmalı." diye konuştu.
"MADEM AMAÇ KAOS, O ZAMAN NİYE HALKI SOKAĞA ÇAĞIRIYORSUNUZ?
Galip Ensarioğlu, Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) bildirgesi ve Genel Başkan Ahmet Türk'ün açıklamalarını da eleştirdi. "Bu kararı verenler kaos için çalışıyor diyor. Madem bunun için bu karar verilmiş o zaman bunlara alet olmayalım, oyunlarını bozalım. Çatışmalı ortama halkı sürüklemeyelim." diye seslendi.
Ensarioğlu şunları söyledi: "YSK kararı, yeni anayasa sürecini etkilemeye yönelik bir hamledir. YSK, birtakım dayanakları sıralayabilir, bunun maddî dayanakları var. Ancak bu maddî dayanak olan Yargıtay kararı, normal bir karar değil. Yargıtay'ın yapısını ve işleyişini herkes biliyor. Birçok davada zamanaşımına uğrattığı halde Hatip Dicle'nin kararını seçimlere 2 gün kala onaması tamamen tasarlanarak yapılmış bir şey gibi geliyor bana. Bunun için buradan BDP'lilere seslenmek istiyorum. Evet karar haksız bir karar. Buna rağmen çözümü sokaklara havale etmek doğru değil. Çözüm, yeni anayasada. Huzursuzluk yapan ne varsa bunu çözelim."
Dicle'nin yerine terör mağduru anne milletvekili oldu
Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK), BDP'nin desteğiyle Diyarbakır'dan bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle'nin vekilliğini düşürmesinin ardından AK Parti'nin 6. sıradaki milletvekili adayı Oya Eronat, Meclis'e girmeye hak kazandı.İnşaat mühendisi Eronat, dün avukatı aracılığıyla mazbatasını aldı. Böylece AK Parti'nin Meclis'teki sandalye sayısı 327'ye yükseldi, BDP destekli bağımsızların sayısı ise 35'e düştü.
Oya Eronat, 2008 yılında terör örgütü PKK'nın Diyarbakır'da bir dershanenin önünde patlattığı bomba sonucu 17 yaşında hayatını kaybeden Eren Şahin'in annesi. Seçim sürecinde Cihan TV Network tarafından hazırlanan 'Anadolu'da Sabah' programında, yaşadığı üzüntülerin kendisini siyasete ittiğini anlatmıştı.
Şiddet ve terörün olduğu yerde annelerin eğitilmesi gerektiğini savunan Eronat, "Oğlumun ardından çok büyük acılar yaşadım. Teröre karşı annelerin yaşadığı acıyı her yerde anlatacağım." sözleriyle seçmenden oy istemişti. BDP'ye de tepki gösteren Eronat, bu partinin bazı eylemlerini eleştirirken, "Her insanın etnik kimliği onun onurudur. Ama 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı' olmakla da gurur duyuyorum. Kürt olmak başka, Kürtçü olmak başka." demişti.
Sokak eylemlerinde çocukların kullanıldığını hatırlatan acılı anne, "Molotof atarken bir çocuğun parmakları koptu. Bu çocuğun annesine, parmakların hesabını nasıl verecekler?" diye soruyordu. Siyasete neden girdiğini, "Özlemlerim, geçmişe özlemlerim var. Eski günleri, dostlukları, sevgiyi, saygıyı özlüyorum. Önemli olan, iç huzurun olmasıdır. Bu üzüntüler beni siyasete itti." sözleriyle izah etmişti. Oya Eronat için anahtar kelime huzur. Ona göre huzur olduğunda ekonomik sorunlar da çözülür. AK Parti milletvekili, Diyarbakır'ın hak ettiği yerde olmadığını vurgularken bunu biraz da huzurun olmamasına bağlıyor
Taksim'i savaş alanına çevirdiler
Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesini protesto eden 'Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku' üyesi gruplar, dün çeşitli illerde eylemler yaptı.Göstericiler İstanbul Taksim'i yine savaş alanına çevirdi. Aralarında bağımsız milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü'nün de bulunduğu BDP'li grup, Taksim Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. Daha sonra grubun Tarlabaşı Bulvarı'nı trafiğe kapatması üzerine polis müdahale etti. Grubun taş ve şişe atması üzerine polis, tazyikli su ve gazla karşılık verdi. Ayrıca İzmir, Bursa ve Bodrum'da da eylemler vardı.
Zaman
« geri 1-2-3-4
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.