Serdar Arseven

Serdar Arseven

“Parayı verenin de vermeyenin de!..”

“Parayı verenin de vermeyenin de!..”

“Ergenekon sanıklarına yardım toplama” rezaletini yazacağım da, öncesinde, müsaade varsa bir anı:
Efendim; bizim “Heykelci” vardı, adı Neco İnci.
Hem heykelci hem de Kemalist Atılım Derneği Başkanı idi. Atatürk’e sevgisi bir başka idi ve sevgisi “tamamen duygusal” sebeplerden kaynaklanır idi!..
Yıllar evvel, -yaptığım iyi midir kötü müdür bilmem- “Ben Cumhuriyet muhabiriyim” deyu gittim yanına...
Beni bir ağırladı bir ağırladı...
Aman ne lüks ne sefa; villasını bir gör başın döner, öyle bir debdebe.
Biz “Cumhuriyet”teniz ya, bir döküldü...
Kenan Paşa zamanında “heykel” işlerinin büyük bölümünü bu kapmış...
O paralarla da büyük bir servet yapmış!..
“Şükür!..”
Tuzla taraflarında bir heykel atölyesi vardı “amcam”ın, paso Atatürk üretiminde...
Hepsi çatık kaşlı, azametli, boy boy...
Başka bir heykel yaptığı da yoktu; ille de Atatürk...
Bunun sebebi hikmetini sorduğumda demişti ki; “Kamudan sipariş alıyoruz, okullardan sipariş alıyoruz, fabrikalardan, belediyelerden... Atatürk’e anca yetişiyoruz!..”

Her vaziyet kendi rantını doğurur ya...
Ergenekonsever, yine bulmuş yolunu...
İnternet alemine düşen ses kaydını dinlediniz mi...
Bir Komutan; o şerefli TSK üniformasını taşımaya layık olmayan bir Komutan, “altındakilerden”, “Ergenekon sanıklarına yardım parası” topluyor!..
Vermek mecburi değil... “Kağıt”ta öyle yazıyor...
Amma velâkin, her “ast” veriyor...
Gönüllü de verebilir, gönülsüz de...
Biliyorsunuz, bağışın gönülsüzünü izah için “S.S.” formülü uygulanır...
Ya “Seve Seve” vereceksin...
Ya da...
Anla ve hepsini söyletme; “iki S” dedik ya işte!..

Kayıttaki uygulama tam da böyle...
Verileceeeek...
Ver!..
Bir “Astsubay”, garibim, “Ama ben vermek istemiyorum” tavrına hafiften meyyal olmuş da...
Bir küfür, bir küfür... Hepsi “ses” kaydında!..
Vermekte hafif tereddüt geçirdim mi, “Ana”, “Avrat”, “Ense” ve tabii ki “Mabad” sırada!..
Ben izledim size hiç tavsiye etmem; berbat durumlar var...
Ergenekon ya...
“Türk Adetleri”nden bahsediyor “Komutan!..”
Türk adetlerine göre bu parayı vermeyene afedersiniz, “Pezev..k” derlermiş!..
Ve...
Komutan...
Parayı vermeyenin taaa...
Bizim Kastamonu taraflarında küfrün böylesini laf arasında bolca kullanırlar...
Ama inanın, “iyi niyetle” kullanırlar!..
Öyle küfür olsun diye değil, gırgırına...
Komutan ise Kastamonu’nun o ince ruhuyla küfür olmaktan çıkarttığı ifadeyi almış...
“Parayı vermeyeniiiiin”e getirmiş...
“Taaaaa”yı eklemiş ve “işin nereye varacağını” tehditlerin tehdidi ile dillendirmiş; “Vermeyenin taaaa şurasını şöyle yapayım” makamında!..

Yani... Bu para ne parası?..
Belgesi ne; nasıl bir fonda birikiyor?..
Küfürle toplanan para nerelerde nasıl kullanılıyor!..
Gerçekten de Ergenekon sanıklarının cebine mi gidiyor... Ve nasıl gidiyor; nasıl bir hat bu?..
TSK bu işlerde hassastır, akçeli işlerde kılı kırk yarar bilirim...
Acaba; yukarının aşağıda olan bitenden haberi var mı?..
Bence yok da... Bakalım, yukarısı konuya ilişkin bir açıklama yapacak mı?

Ya, bu ne biçim birikim böyle;
Geçtiğimiz günlerde, bacak arasından “Mehmetçik”e nişan alan bir adam,
ondan önce “Mehmetçik”i el bombasıyla dolaştırıp katline sebep olan bir başkası,
şimdi de Ergenekon sanıklarına “ana”lı “avrat”lı yardım seferberliği!..
Aralarda da birer “çirkinlik” örneği nice ses kaydı, görüntü...
Evet, canlı yayında dediğim gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başımın üstünde yeri var...
Da...
Bu kadar “disiplinsizlik” bana bile çok geliyor...
Hayır bir şey değil, savunmakta güçlük çekiyorum bünyeyi.
Kahroluyorum kavanoz dipli dünyada!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi