Serdar Demirel

Serdar Demirel

Siyasi sorunlar, siyasetle çözülür

Siyasi sorunlar, siyasetle çözülür

Terör korkusu yine gündemde. İnsanlar, bölgesinde sözü dinlenir bir güç merkezine dönüşen Türkiye’nin, yeniden şiddet eksenli kısır bir döngünün içine çekilmek istendiğini biliyor artık.
Gözler, Çarşamba günü Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un medya ile “İletişim Toplantısı”na kilitlenmişti. Acaba terörün bitirilmesine dair ne söyleyecekti? O da, köklü çözümler yerine malûmu ilamda bulundu.
Org. Başbuğ PKK militanlarını dağdan indirme ve af konusunda şunları söyledi: “TCK’nın 221. Maddesi’nin 2. Fıkrası iyi uygulanırsa, dağdaki çözülmede etkili olacağına inanıyorum. ‘Maddeyi değiştirelim’ demiyoruz; bu madde nasıl daha iyi işleyebilir diye çalışma yapıyoruz. Aileler aracılığıyla yansıtmamız lazım. İlave tedbir düşünülebilir. Bunlardan biri de, teslim olmayı daha cazip kılmamız lazım. Psikolojik olarak güven hissi vermemiz lazım. Bu yasa kapsamında alınması gereken tedbirlerden biri de, topluma kazandırma merkezleri kurmamız lazım. Yasa aslında iyi yasa, önemli olan bu yasanın etkin bir şekilde kullanılabilmesidir.”
Org. Başbuğ, PKK’lıları teslim olmaya çağıran “Eve Dönüş Yasası” diye bildiğimiz ama sonuç vermemiş kanunu çözüm diye sunuyor. Terörü bitirmenin yolu bazı kanunlara bağlanan iyi niyetler olamaz.
DTP’ye ilişkin söyledikleri de, DTP’nin muhatabı olan hükümetin rolünü çalar nitelikteydi..
Bunlar doğru mu?
Terörün doğasını iyi anlamadan bu soruya cevap vermek mümkün değildir.
Malûm, terörün siyasi amacı vardır. Zaten, şiddetin siyasi amaçla kullanılmasına literatürde terör denir. İnsan iradesini teslim almayı hedefler. Korku üzerinden politik sonuçlar elde etmeye çalışır. Çoğu zaman da etkili olur.
Terörü, uluslararası güçlerin siyasi amaçları için bir yöntem olarak kullandıkları bir sır değil. Ucuz ama etkili bir yöntem. Büyük savaşlar yerine kontrollü, düşük yoğunluklu bir savaş, çoğu zaman sonuç veren bir yöntemdir.
Bu güçler işlerini temiz yaparlar. Kendilerini gizlemeyi de iyi bilirler. Siz onların varlığını bilseniz de, çoğu zaman ispatlayamazsınız. İspatlamak mümkün olsa da, bunu siz istemezsiniz. Çünkü ispatladığınızda, terörü size karşı kullanan devletle, egemen olmanın ve milli gururun gereği olarak savaşı da göze almanız gerekir. Bunu göze almanın zorluğu da ortadadır.
Terör estirmenin birçok yolu vardır. Global güçler, bir ülkede bu yönteme başvuracaklarsa eğer, şiddeti yöntem olarak seçmiş sistem muhalifi örgütlere sızarak yönlendirirler. Ya da hedefleri için kendilerine uzatılacak hiçbir eli geri çevirmeyecek örgütlerle direkt işbirliği yaparlar. Olmadı, senaryo gereği uygun ideolojik kimlikte taşeron örgütler kurarak terör eylemleri yaparlar.
İçine sızdıkları ya da kendi kurdukları taşeron örgütler; sol eğilimli, ulusalcı veya İslâm etiketli de olabilir. Bir faraziye değil, maalesef defaatle yaşanmış hakikatler bunlar. Dün yaşandı, bugün yaşanıyor ve yarın da yaşanacak. Kendisini ideolojisine feda ettiğine inanan sıradan militanların bunun farkında olması beklenmemeli..
Terör boşlukta meydana gelmez. Şiddetin siyasi amaçla kullanılabilmesi için uygun siyasi, ictimaî ve ekonomik zeminin olması gerekmektedir.
Meselâ, gençleri şiddete meyilli kılacak güçlü ideolojik söylemlerin revaçta olması gibi. Siyasi sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesinin önünün kapalı olması gibi. Devlet erkini elinde tutan güçlerin muhalif güçlere yaşam şansı tanımaması gibi. Çok kimlikli bir coğrafyada tek kimliğin dayatılması gibi. Devlet gücünü elinde tutanların, taraf olduğu ideolojiyi, uysa da uymasa da metazori yöntemlerle hayata geçirmeye şartlanmaları gibi..
Şiddet, bu türden gerekçelerle kendisini meşrulaştırır. Bütün bunların gösterdiği bir gerçek var, o da; terörü besleyen öncelikle yanlış kurgulanmış siyasettir. O zaman çözüm de öneclikle siyaset içi aranmalıdır.
Bir ülkenin terör karşısında kendini savunma hakkı inkâr edilemez elbet. Kendini savunmak ve terör tehlikesini mümkün mertebe kontrol altına almak ise, sorunu çözmek anlamına gelmiyor. Hele denenmiş palyatif çözümlere umut bağlamak, ancak zaman kaybettirir.
Gerçekle yüzleşelim. Terörü salt kanunlarla elimine etmek mümkün olsaydı, şimdi terörden bahsediyor olmayacaktık. Terörü besleyen nedenleri siyaseten çözmek gerekmektedir. Kaldı ki, asker de terörün salt askerî yöntemlerle bitirilemeyeceğini defaatle söylemiştir.
Ama askerin çıkmazı, asıl çözümün siyasette olduğunu bilmesine ve bunu kamuoyuyla paylaşmasına rağmen, siyasi iradeye güvenmemesinde ve siyasi açılımları kendi uhdesinde görmesinde yatmaktadır.
Kanun çıkartarak Kürtçeyi yasaklayan 12 Eylül’ün apoletli mimarları, terör örgütünün ortaya çıkmasına önayak oldular. Onca yıldan sonra şimdi asker de yasaklanan Kürt kimliğini tanıyor.
Burada da görüldüğü gibi, asker kendi yöntemleriyle siyasi sorunları çözmeye çalıştıkca, sorunlar büyüyor. Bundan dolayı da, asker, güçlü devletlerde olduğu gibi, siyasi sorunları siyasi aktörlere bırakmalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Serdar Demirel Arşivi