Nihat Ergün'le kapatma davası çerçevesinde

Nihat Ergün'le kapatma davası çerçevesinde

Dün AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün’le kapatma davası ve parti kapatmaları yeniden düzenleyen yasal değişiklikler üzerine uzun bir sohbet yapma imkânı buldum.
Muhtemelen önümüzdeki hafta Meclis’e gelecek ve parti kapatmaları zorlaştıracak yasal değişiklikler hakkında ilk sorum, “AK Parti hakkında kapatılma istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuşken ve süreç işlerken, böylesi bir yasal düzenleme etik mi?” oldu.
Ergün’e göre öncelikle “Böylesi bir iddianame düzenlemenin etik olup olmadığı” sorusu sorulmalı.
Hukuki sonuçlar doğurması istenen bir metnin öncelikle “hukuki” olması gerektiğinin altını çizen Ergün, şöyle diyor:
“Oysa biz hukuki olmaktan çok siyasi ve ideolojik tarafı ağır basan bir metinle karşı karşıyayız. Savcı, AK Parti’yi eleştirirken “Küreselleşme, ılımlı İslâm, Karşı Devrim’ gibi birtakım kavramlardan hareket ediyor. Bunların hepsi de siyasi tartışma konusu yapılan ve herkesin içini kendi siyasi anlayışına göre doldurabileceği kavramlar. Mesela nedir Karşı Devrim? Kimilerine göre Atatürk’ün ölümüyle başlayan ve İnönü döneminde Atatürk’ün resimlerinin paralardan çıkarılması gibi tasarruflarla kristalleşen bir süreçtir. Kimilerine göre İnönü’nün çok partili hayata geçişi bir karşı devrimdir. Kimileri kendince daha da farklı yorumlar yapabilir. Siyaseten son derece tartışmalı ve göreceli kavramlar, bir hukuk metninin unsuru yapılıp bir siyasi partiyi itham etmenin araçları olabilir mi? Başsavcı ılımlı İslâm’ın getirilmeye çalışıldığından hatta daha ilerde silaha başvurulacağından falan söz ediyor. Yani böyle sözleri sıradan bir insan benim hakkımda söylemiş olsa mahkemeye veririm. Şimdi böylesi siyasi argümanlarla dolu bir metinle karşı karşıya bulunduğumuzu kim göz ardı edebilir? ”
Ergün’e “Yine de başta CHP olmak üzere bazı çevreler, bu aşamada bu türden yasama faaliyetlerinde bulunulmasını yargıya müdahale gibi değerlendiriyor ve kabul edilemez buluyorlar” diyorum.
Ergün, “Bazı çevreler bir partiye kapatılması istemiyle iddianame düzenlenmesini, adeta parlamentoyu işlevsiz bırakması gereken bir tasarruf gibi görmeye ve göstermeye çalışıyorlar” diyor ve devam ediyor:
“Başsavcı AK Parti hakkında dava açılmasını talep edebilir ama onun bu girişimi yasama kurumunu ve yasama faaliyetlerini ortadan kaldıracak değildir. öyle olsa kuvvetler ayrılığı olmaz ve parlamento yargıçların emrinde ve onların ağzından çıkacak laflara göre biçim alan edilgen bir kurum olur. Malum, Meclis'in yasama ve denetim olmak üzere iki görevi vardır. Anayasa, sadece, bir dava sürerken Meclis'in denetim ve sorgulama yapamayacağını bildirmiştir, yasama faaliyetini durdurmasını değil. Anayasa’nın 138. maddesi şöyle der: ‘Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya beyanda bulunulamaz.’ Hepsi bu. Bir dava sürerken yasama görevi durur diye bir kural yoktur ve olamaz. Türkiye’de her gün devam eden sayısız dava var. Bunlar var diye Meclis yasama yapamaz mı? Elbette yapar ve kimi zaman, yapılan bir yasayla, süren birçok dava hukuken sona ermiş olabilir. Hatta bazen bizzat yargı mensupları parlamentoya ‘şu doğrultuda birtakım yasal düzenlemeler yapılsa da, bazı davalarda yığılmalar önlense ya da bazı hukuki sonuçlar kamuoyu vicdanında daha çok yankı bulsa…’ diye önerilerde de bulunur.”
Ergün bir dava sürerken, bizzat o davanın seyrini etkileyecek yasama faaliyetinde bulunabileceğiyle ilgili bir de örnek veriyor:
“Mesela öcalan’ın yargılanma sürecini hatırlayın. O dönemin hukuk mevzuatına göre öcalan’ı yargılayacaklar arasında bir de askeri hâkim bulunuyordu. Bu durumun evrensel hukuk kurallarıyla çeliştiği ve ileride Türkiye’nin başını çok ağrıtacağından hareketle, Meclis, dava sürerken mahkemenin yapısını yeniden düzenleyen bir yasa çıkardı ve yargılama askeri hâkim olmadan sonuçlandırıldı. Şimdi kim buna itiraz edebilir?”
Bir savcının istediği zaman düzenleyeceği bir iddianameyle parlamentoyu yasama görevi yapmaktan men edeceğine inanmanın, bir hukuk devletinde asla düşünülecek bir şey olamayacağını belirten Ergün, “Kaldı ki, yasamayı bir parti yapmaz” diyor, “Yasama, herhangi bir partinin işi değil, bir kurum olarak parlamentonun işlevidir. Dolayısıyla ‘Savcı AK Parti’ye iddianame hazırladı; o halde bu Meclis artık yasama yapamaz” demek iyi niyetten yoksun bir karıştırmadır.”
Türkiye’nin demokratik açıdan daha kat edeceği yollar olduğunu ve AK Parti’nin bu konuda halktan aldığı vekâletin hakkını vereceğini söyleyen Ergün, şöyle bitiriyor sözlerini:
“AK Parti, ülkenin demokratik standartlarını yükseltecek yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi için üzerine düşen görevleri bu zamana kadar nasıl yapmışsa, bundan sonra da yapmaya devam edecektir.”
münaşaka
Adı seks skandalına karıştığı için görevinden istifa eden eski New York Valisi Eliot Spitzer’in yerine geçtiğimiz hafta yemin ederek göreve başlayan yeni New York Valisi David Paterson da gündeme damgasını vurdu!
Daha önce, karısıyla birbirlerini karşılıklı ve defalarca aldattıklarını anlatan Paterson, bu kez de kokain ve marihuana kullandığını söylemiş.
Acaba babaları bu adamlara “Ben sana vali olamazsın demedim ki!” demiş midir?

sözünözü
Hukuk adamları kanıta dayanarak konuşmalıdır, masaya veya kürsüye dayanarak değil. (Prof. ülgen Ok)


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi